Hava Durumu

#Abd

Haberler Güncel Haber Gündem Haberler | habergüncel.com.tr - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aslan payı Ege'nin... Turşu ihracatında da öne çıktı Haber

Aslan payı Ege'nin... Turşu ihracatında da öne çıktı

Türkiye, 2026 yılının ilk çeyreğinde 511 milyon dolarlık meyve sebze mamulleri ihraç ederken, Ege Bölgesi 221 milyon dolarlık meyve sebze mamulleri ihracatına imza attı ve aslan payını aldı. Ege, Türkiye’den yapılan kuru domates ihracatının yüzde 95’ini, kornişon turşu ihracatının yüzde 94’ünü, biber turşusu ihracatının yüzde 90’ını tek başına yaptı. İZMİR (İGFA) -Ege Bölgesi, Türkiye’nin meyve sebze mamulleri ihracatından yüzde 43 pay alarak liderliğini sürdürdü. Türkiye’nin yıllık 58 milyon ton yaş meyve sebze ürettiği bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, ülkemizde sanayiye yönelik üretim bilincinin artmasıyla birlikte meyve sebzelerin işlenerek mamule dönüştürüldüğünü ve katma değerli bir şekilde ekonomiye kazandırıldığını dile getirdi. Türkiye’nin dünyanın gıda ambarı olduğuna vurgu yapan Başkan Uçak, “2025 yılında iklim krizi nedeniyle pek çok üründe üretim düşüşleri yaşamamıza rağmen dünyanın dört bir tarafına meyve sebze mamulleri ihraç ederek 2025 yılında 2,6 milyar dolar meyve sebze mamulleri ihraç ettik. 2026 yılında bundan sonraki süreçte hava koşullarında bir olumsuzluk yaşamazsak meyve sebze mamulleri ihracatında 2026 yılı sonunda 3 milyar dolara ulaşabiliriz” dedi. GAZLI İÇECEKLER, MEYVE SULARI VE DOMATES SALÇASI İLK ÜÇTE Türkiye’nin meyve sebze mamulleri ihracatında sebze konservelerinin 58 milyon dolarla ilk sırada yer aldığı, gazlı içeceklerin 50 milyon dolarla sebze konservelerini takip ettiği bilgisini veren Başkan Uçak şöyle devam etti: “Meyve suyu ihracatımız yüzde 14’lük artışla 42 milyon dolardan 48 milyon dolara yükseldi. Domates salçası ihracatımız 36 milyon dolardan 44 milyon dolara çıkarken domates salçası ihracatımızdaki artış yüzde 22 oldu. Biber turşusu ihracatımız 40 milyon dolar, karışım meyve sebze suları 34 milyon dolar, kornişon turşuları 32,5 milyon dolar, kuru domates 29,5 milyon dolar ve elma suları 21,5 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı.” Meyve sebze mamulleri ihracatında zirvede 81 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri’nin yer aldığını ifade eden Uçak, “Geleneksel ihraç pazarımız Almanya 67,3 milyon dolarla zirve ortağı olurken, İngiltere Türkiye’den 35,5 milyon dolarlık meyve sebze mamulleri talep etti. Irak’a meyve sebze mamulleri ihracatı yüzde 58’lik artışla 29 milyon dolardan 30 milyon dolara çıkarken, Hollanda 23,7 milyon dolar, KKTC 20 milyon dolar, Suriye 19,2 milyon dolar, İtalya 18 milyon dolar, Fransa 11 milyon dolar ve Filistin 9,5 milyon dolarlık meyve sebze talebiyle ilk 10’a girdiler” diyerek sözlerini noktaladı. EGE BÖLGESİ’NDE TURŞU İHRACATI ÖNE ÇIKTI Öte yandan meyve sebze mamulleri ihracatının lideri Ege Bölgesi’nde en çok ihraç edilen ürünlerde biber turşuları 36 milyon dolarlak ilk sırada yer aldı. Türkiye’nin biber turşusu ihracatının yüzde 90’ı Ege Bölgesi’nden yapılmış oldu. Ege Bölgesi’nden en çok ihraç edilen meyve sebze mamullerinde ikinci sırada 30 milyon dolarda kornişon turşusu öne çıktı. Kornişon turşusu ihracatında Ege Bölgesi’nin payı yüzde 94’e ulaştı. Ege Bölgesi’nin domine ettiği ürünlerden bir diğeri kuru domates oldu. Türkiye 29,5 milyon dolarlık kuru domates ihraç ederken bu ihracatın yüzde 95’ine tekabül eden 28,2 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği üyeleri gerçekleştirdi. Bölgeden meyve sebze mamulleri ihraç edilen ülkelerde ABD 41,3 milyon dolarla zirvedeki yerini korurken, Almanya 40,2 milyon dolarla ABD’yi takibini sürdürdü. İngiltere’ye 20 milyon dolarlık, İtalya’da 13 milyon dolarlık, Hollanda’ya 10,4 milyon dolarlık lezzet ihraç edildi.

Yeniden Refahlı Bekin'den Tom Barrack tepkisi Haber

Yeniden Refahlı Bekin'den Tom Barrack tepkisi

Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın açıklamalarına tepki gösterdi. TBMM'de basın açıklaması yapan Bekin, "Türkiye'ye karşı müstemleke bir ülke anlayışı ortaya koyan ABD'nin Türkiye Büyükelçisinin derhal Dışişleri Bakanlığına çağrılarak kendisine nota verilmesi ve 'istenmeyen kişi' olarak ilan edilmesi gerekir" dedi. ANKARA (İGFA) - Yeniden Refah Partili Bekin, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack'ın açıklamalarına tepki gösterdi. Barrack'ın sorumluluk alanını aşan talihsiz bir açıklama yaptığını vurgulayan Bekin, "Barrack'ın bu açıklamaları, ABD'nin 1950'lerden bugüne kadar Orta Doğu'da yürüttüğü politikaların bir iz düşümü niteliğindedir, çünkü ABD 'demokrasi' adı altında demokrasi karşıtı yönetimleri iş başına getirmek suretiyle daha kolay yoldan Orta Doğu üzerinde nüfuz sahibi olmayı adet edinmiştir. Bu anlayışla halen aynı politikaları sürdürüyor. Bütün bunları İsrail'in güvenliği ve istikrarı için yapıyor." değerlendirmesinde bulundu. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre Barrack'ın daha önce de benzer açıklamalar yaptığını anımsatan Bekin, Barrack'ın üstenci bir yaklaşımla, bir büyükelçinin görev ve sorumluluk anlayışına sığmayan söylemlerle Türkiye'ye yön vermeye kalkışmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını vurguladı. Doğan Bekin, "Türkiye'ye karşı müstemleke bir ülke anlayışı ortaya koyan ABD'nin Türkiye Büyükelçisinin derhal Dışişleri Bakanlığına çağrılarak kendisine nota verilmesi ve 'istenmeyen kişi' olarak ilan edilmesi gerekir." ifadesini kullandı.

Sandmark Kripto İstihbarat Raporu, güvenilir içgörünün yatırım güvenini artırdığını gösteriyor Haber

Sandmark Kripto İstihbarat Raporu, güvenilir içgörünün yatırım güvenini artırdığını gösteriyor

Sandmark'ın “Kripto İstihbarat Raporu”na göre; finans uzmanlarının yüzde 38'i kriptoyu yükseliş potansiyeli olan fırsat görüyor, yüzde 96'sı geleceğine iyimser. Uzmanların yüzde 25'i yüksek riskli bulurken, yatırımcılar arasında bu oran daha düşük. Kurumsal katılımın önündeki engel mevzuat belirsizliği. Elon Musk olumlu, Trump olumsuz etki yaratıyor. Rapor, 9 ülkeden 5 binden fazla finans profesyonelini kapsıyor. PRNewswire / CENEVRE (İGFA) - Kripto paraya sahip olan finans uzmanlarının %38'i, bunu güçlü bir yükseliş potansiyeline sahip bir büyüme fırsatı olarak görüyor Profesyonel yatırımcıların %96'sı kripto paranın bir varlık olarak geleceği konusunda iyimserken, yeni başlayan yatırımcıların sadece %39'u bu görüşü paylaşıyor Finans uzmanlarının %25'i kripto paraları öncelikle yüksek riskli bir varlık olarak tanımlıyor; kişisel olarak yatırım yapanlar arasında bu oran sadece 10'da 1'e düşüyor Ankete katılanların %8'i kripto paralarını elinde tutma nedeni olarak ödeme işlevselliğini gösterirken, daha yaygın bir şekilde kabul görmesi ve yasal düzenlemelerle uyumun sağlanması, gelecekteki yaygınlaşmanın temel itici güçleri olarak görülüyor Finans uzmanlarının %42'si, kurumların daha fazla katılımının önündeki en büyük engel olarak mevzuat belirsizliğini gösteriyor Sandmark, bugün "Kripto İstihbarat Raporu"nun ilk sayısını yayınlayarak, güvenilir ve sağlam istihbaratın finans uzmanları ve yatırımcılar arasında nasıl gerçek bir inanç oluşturduğunu ortaya koydu. Araştırma, Avustralya, Brezilya, Hindistan, Singapur, Güney Kore, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık ve ABD'deki 5.000'den fazla finans uzmanı ve kripto yatırımcısının tutum ve davranışlarını ele almıştır. Küresel tüketici kitlesi analiz platformu GWI ile ortaklaşa hazırlanan bu rapor, özellikle finansal okuryazarlığa sahip kripto yatırımcılarına odaklanarak mevcut pazar araştırmalarındaki önemli bir boşluğu dolduruyor: finans sektörü içinde ve yanında çalışanlar. "Kripto para araştırmalarının çoğu, bireysel yatırımcıların duyarlılığına odaklanmaktadır. Finans uzmanlarının – yani her gün risk ve sermaye ile uğraşan kişilerin – kripto paraları gerçekte nasıl algıladıklarını ve kripto ile nasıl etkileşime girdiklerini anlamak istedik. Bulgularımız bir dizi varsayıma meydan okuyor," dedi Sandmark Pazarlama Direktörü Michelle Fotopoulou. DENEYİM, RİSKİ BAĞLAMINA OTURTUR Kripto para sahibi finans uzmanlarının sadece onda biri bunu yüksek riskli olarak değerlendirirken, genel finans camiasında bu oran %25'tir. İyimserlik ve güven, aktif katılımla birlikte artmakta olup, kurumsal yatırımcılar ve uzun vadeli yatırımcılar arasında en yüksek seviyeye ulaşmaktadır. Yeni başlayanlar en az emin olanlardır. Veriler, güvenilir pazar bilgilerinin desteğiyle edinilen pratik deneyimin, gerçek bir inanç oluşturduğunu tutarlı bir şekilde ortaya koymaktadır. DÜZENLEME, İŞE ALIM SÜRECİDİR Düzenleme konusundaki belirsizlik, volatilite ve yönetişimle ilgili endişelerin yanı sıra, kurumsal katılımın yaygınlaşmasının önündeki başlıca engel olmaya devam etmektedir. Yine de tüm katılımcı grupları genelinde kripto para, kısa vadeli bir yatırım aracı olmaktan ziyade, güçlü bir değer artış potansiyeline sahip uzun vadeli stratejik bir varlık olarak görülüyor. Mevzuatın netleşmesiyle birlikte, piyasanın bir sonraki büyüme aşamasının büyük ölçüde kurumsal yatırımcılar tarafından yönetilmesi bekleniyor. Michelle şunları söyledi: "Güçlü mevzuat, katılım için bir katalizör görevi görmektedir. Yasal düzenlemelerle koruma önlemleri devreye girdikçe faaliyetler hız kazanıyor ve artan güven, daha yaygın bir şekilde benimsenmesini sağlıyor." KAMUOYUNDA ÖNE ÇIKAN İSİMLER: ETKİLEYİCİ AMA KUTUPLAŞTIRICI Yüksek profilli bireyler, genellikle birbiriyle çelişen şekillerde, piyasa duyarlılığının şekillenmesinde hâlâ çok büyük bir rol oynamaya devam ediyor. Önceden belirlenmiş bir kamuoyu figürleri listesinde, Elon Musk en güçlü olumlu algıyı yaratırken (%51), Donald Trump ise en olumsuz algıyı yaratıyor (%38); ancak Trump aynı zamanda en çok adı geçen ikinci olumlu etki olarak da sıralanıyor (%17). Musk'ı kendileri üzerinde en güçlü olumlu etkiye sahip kişi olarak gören kripto para sahiplerinin %77'si, kripto paranın bir varlık olarak geleceğine ilişkin yüksek bir iyimserlik sergilemektedir. Bu çalışma, kamuoyunda tanınan kişilerin hem coşkuyu artırabildiklerini hem de güveni sarsabildiklerini ortaya koymaktadır. GELİŞMEKTE OLAN ANCAK OLGUNLAŞAN BİR PAZAR Michelle sözlerini şöyle tamamladı: "Kripto piyasasındaki, özellikle de kurumlar ve finans uzmanları nezdindeki, duyarlılığın evrimini görmek büyüleyici. Sosyal medya yeni keşiflere öncülük etse de, gerçek piyasa verilerine olan talep daha fazla. Yatırımcılar, gelişmekte olan kripto ekosistemini anlamak için tutarlı ve eyleme geçirilebilir piyasa bilgilerine ihtiyaç duyuyor." Sandmark Kripto İstihbarat Raporuna buradan ulaşabilirsiniz. SANDMARK HAKKINDA 2025 yılında İsviçre merkezli bir girişimci tarafından kurulan Sandmark, Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Kuzey Amerika'daki editoryal merkezleriyle uluslararası alanda faaliyet göstermektedir. Sandmark, bankacılıktan emtialara, döviz ticaretinden hisse senedi araştırmalarına kadar çeşitli piyasaları takip etme konusunda onlarca yıllık deneyime sahip, geleneksel ve yeni finans medyası profesyonelleri tarafından dünya çapında yönetilmektedir. Sandmark Ekibi, net, güvenilir ve bağlam açısından zengin raporlar sunma misyonu etrafında bir araya gelen gazeteciler, araştırmacılar ve veri analistlerinden oluşan 20'den fazla küresel çalışandan oluşmaktadır.

Küresel iflaslar 2025'te hız kesmedi... Türkiye'de yüzde 29! Haber

Küresel iflaslar 2025'te hız kesmedi... Türkiye'de yüzde 29!

Küresel İflas Raporu, 2025 yılında küresel ölçekte şirket iflaslarının yüzde 7 artarak yükselişini sürdürdüğünü ortaya koydu. Rapora göre, 2024 yılında kaydedilen yüzde 15’lik artışa kıyasla iflas artış oranında belirgin bir yavaşlama yaşansa da risklerin devam ettiği kaydedildi. İSTANBUL (İGFA) - Dun & Bradstreet tarafından yayımlanan “2025 Küresel İflas Raporu”, küresel ekonomide iflasların artmaya devam ettiğini ancak artış hızının yavaşladığını ortaya koydu. 45 ülkeyi kapsayan rapora göre, 2025 yılında dünya genelinde 627 bin 575 şirket iflas etti. Raporda, küresel iflasların 2025’te yüzde 7 arttığı, ancak bu oranın 2024’teki yüzde 15’lik artışa kıyasla belirgin bir yavaşlamaya işaret ettiği vurgulandı. İncelenen 45 ülkenin 28’inde iflaslar artarken, 17 ülkede düşüş kaydedildi. Ülke bazında en yüksek artış yüzde 65 ile Arjantin’de görülürken, Yunanistan (yüzde 49) ve Hong Kong (yüzde 45) ilk sıralarda yer aldı. Suudi Arabistan ve İsviçre de iflas artışının yüksek olduğu ülkeler arasında gösterildi. ABD’de ise iflaslar yüzde 26 yükseldi. TÜRKİYE'DE YÜKSELİŞ YÜZDE 29 Türkiye’ye ilişkin verilerde ise 2025 yılında şirket iflaslarının yüzde 29 arttığı ve toplam 573 şirketin iflas ettiği belirtildi. Raporda, bu artışın yüksek faiz ortamı, krediye erişimdeki zorluklar ve sıkı finansal koşulların özellikle KOBİ’ler üzerindeki baskısından kaynaklandığı ifade edildi. Bu arada bazı ülkelerde iflaslarda düşüş dikkat çekti. Kolombiya yüzde 71 azalışla en iyi performansı gösterirken, Endonezya, Belarus, Kazakistan, Hindistan ve Kanada gibi ülkelerde de gerileme kaydedildi. Raporda ayrıca Rusya’da iflasların düşüşünü sürdürdüğü, Ukrayna’da ise savaşın etkisiyle iflasların artmaya devam ettiği belirtildi. Sektörel analizde, özellikle inşaat, perakende ve hizmet sektörlerinde iflas baskısının sürdüğü vurgulandı. Yüksek faiz oranları, maliyet artışları ve talepteki dalgalanmaların şirket bilançoları üzerinde ciddi baskı oluşturduğu ifade edildi. Dun & Bradstreet COO’su Julian Prower, iflas artış hızındaki yavaşlamaya rağmen seviyelerin pandemi öncesinin üzerinde kaldığını belirterek, küresel ekonomide görece bir dengelenme sürecine girildiğini söyledi. Baş Ekonomist Arun Singh ise 2026 yılına ilişkin risklere dikkat çekerek, jeopolitik belirsizlikler, ticaret politikalarındaki değişimler ve finansmana erişim koşullarının şirket iflaslarını yeniden artırabileceği uyarısında bulundu.

Dışişleri’nden ateşkes açıklaması: Kalıcı barış için diyalog şart! Haber

Dışişleri’nden ateşkes açıklaması: Kalıcı barış için diyalog şart!

ABD Başkanı Trump, İran'a yönelik askeri operasyonu 2 haftalık süreyle askıya aldığını açıkladı. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki çatışmalarda ilan edilen geçici ateşkesi olumlu karşıladığını belirtti. Açıklamada, ateşkesin sahada tam olarak uygulanması gerektiği belirtildi. ANKARA (İGFA) - ABD Başkanı Trump'ın İran'a yönelik hava saldırısı ve kara operasyonlarını 2 hafta süreyle durdurma kararı almasının ardından Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki çatışmalara dair yazılı bir açıklama yayınladı. Bakanlık, ateşkes kararının memnuniyet verici olduğunu ifade ederek, bunun sahada eksiksiz bir şekilde hayata geçirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Açıklamada, tüm aktörlerin varılan uzlaşıya bağlı kalması gerektiği kaydedilerek, geçici ateşkesin kalıcı bir barış ortamı oluşturmasına yönelik beklentiler dile getirildi. Kalıcı çözümün diyalog, diplomasi ve karşılıklı güven esasına dayanması gerektiği belirtildi. Bakanlık ayrıca, İslamabad’da düzenlenecek görüşmelerin başarıyla sonuçlanması için Türkiye'nin her türlü desteği sunmaya devam edeceğini ifade etti. Süreçteki katkıları nedeniyle Pakistan’a teşekkür edilen açıklamada, barış çabalarının kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği vurgulandı. Bilindiği üzere, ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran'a verdiği sürenin sona ermesine saatler kala Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakereler hakkında önemli bir açıklama yapmış, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir'in liderliğinde gerçekleştirilen görüşmelerin umut verici sonuçlar verdiğini belirtmişti.

Bakan Kurum'dan BM temsilcileriyle ikili görüşme Haber

Bakan Kurum'dan BM temsilcileriyle ikili görüşme

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ‘30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’ etkinlikleri kapsamında New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Alexander de Croo ve BM Çevre Programı İcra Direktörü (UNEP) Inger Andersen ile görüştü. ANKARA (İGFA) - COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ‘30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’ etkinlikleri kapsamında gittiği ABD’de STK’lar ile toplantının ardından BM temsilcileriyle ikili görüşmeler gerçekleştirdi. İlk olarak Türkevi’nde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Alexander de Croo ile bir araya gelen Bakan Kurum görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından, “İklim risklerinin yönetimi, krizlerin çözümü ve sürdürülebilir kalkınma konularında doğal ortaklık sürdürdüğümüz UNDP’nin, Sıfır Atık’ın küresel bir harekete dönüşmesinde verdiği desteği her daim çok kıymetli buluyoruz. COP31 sürecinde de aynı desteği beklediğimiz UNDP’nin küresel koordinasyon kapasitesinin ve sahadaki güçlü varlığının, İklim Eylemi Uygulama Mekanizması’nın etkin şekilde uygulanması açısından belirleyici olacağına inanıyoruz” mesajını verdi. “COP31’İ EYLEMİN MERKEZİ OLARAK GÖRÜYORUZ” Bakanlığın resmi internet sitesinde yer alan habere göre Bakan Kurum, ikinci görüşmesini BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile gerçekleştirdi. BM binasındaki görüşmede COP31 sürecini ele aldıklarını belirten Bakan Kurum, “Görüşmemizde, küresel iklim krizi, enerji güvenliği ve savunmasız toplulukların korunması gibi kritik konuların yanı sıra Sıfır Atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımları, finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme konularına da değindik. Çok taraflılığı güçlendirmek ve iklim eyleminin uygulanmasını hızlandırmak için COP31’i güven ve diyalog, uzlaşma ve eylemin merkezi bir platformu olarak görüyoruz; Antalya’daki liderler zirvesi ile tüm dünyaya ortak sorumluluk mesajı göndermeye hazırlanıyoruz. Bu verimli toplantı ve değerli iş birliğimiz için Genel Sekreter’e teşekkür ediyorum” paylaşımını yaptı. Bakan Kurum, son olarak Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) İcra Direktörü Inger Andersen ile görüştü. Sıfır Atık ve COP31 sürecinin yanı sıra biyolojik çeşitlilik ve kirlilikle mücadelede gibi başlıkları ele aldıklarını belirten Bakan Kurum, UNEP’in iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve kirlilikle mücadeledeki kritik rolü son derece kıymetli olduğunu söyledi.

Dervişoğlu: Türkiye, İran Savaşına askeri olarak müdahil olmamalı Haber

Dervişoğlu: Türkiye, İran Savaşına askeri olarak müdahil olmamalı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda Türkiye’nin dış politikada dengeli bir çizgi izlemesi gerektiğini vurguladı. Dervişoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik son gelişmelerine değinerek, Türkiye’nin ekonomik ve güvenlik çıkarları doğrultusunda bu tür gerilimlere doğrudan dahil olmaması gerektiğini belirtti. ANKARA (İGFA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’ndaki konuşmasında, Türkiye’nin İran ile yaşanan bölgesel sorunlara askeri müdahalede bulunmaması gerektiğinin altını çizdi. Dervişoğlu, ilişkilerin uluslararası hukuk ve anlaşmalar çerçevesinde sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. NEVRUZ VE TERÖR UYARISI Nevruz kutlamalarında bazı kesimler tarafından terör örgütü PKK yanlısı sloganların atıldığına işaret eden Dervişoğlu, “Türkiye'yi hedef alan her türlü provokasyon, karşısında kararlı bir duruşla karşılanmalıdır” dedi. Bölgesel istikrarsızlığa dikkat çeken Dervişoğlu, olası bir İran kaynaklı çatışmanın Türkiye’ye yönelik göç hareketlerini artırabileceği, terör riskini tetikleyebileceği ve sınır ötesi güvenlik sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. “Bu tür bir krizin tarafı olmak yerine, ülkemizi koruyacak önlemleri almalıyız” diye konuştu. https://twitter.com/iyiparti/status/2036759845160857962 Dış politikadaki farklı söylemleri eleştiren Dervişoğlu, iktidarın tutarsızlıklarını vurguladı. ABD ve İsrail’in politikalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Dervişoğlu, Türkiye’nin her iki ülke ve İran ile yapıcı ilişkiler geliştirmesinin önemine işaret etti. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini rehber edindiklerini belirten Dervişoğlu, “Dış politikada sorumluluk sahibi olunmalı, duygusal tepkilerle hareket edilmemelidir” çağrısında bulundu. Ayrıca İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin ekonomik potansiyeline değinerek, kadın kooperatiflerine ve genç girişimcilere yönelik desteklerin artırılması gerektiğini vurguladı. Tarım sektöründeki daralmaya dikkat çeken Dervişoğlu, bunun son yılların en büyük düşüşlerinden biri olduğunu kaydetti. Dervişoğlu, Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle ticaretini geliştirmesi gerektiğini belirterek, “Bu süreçte Türkiye, bağımsızlığını korumalı ve ulusal çıkarlarını önceliklendirmelidir” dedi.

Türkiye, küresel belirsizliğe rağmen yatırımda yükselişte Haber

Türkiye, küresel belirsizliğe rağmen yatırımda yükselişte

Ticaret Bakanlığı, 2025’te Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırımların yüzde 29 arttığını ve yabancı sermayeli firmaların toplam ihracatın yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştirdiğini açıkladı. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı, Türkiye’nin son yıllarda uyguladığı sanayi, ticaret ve yatırım politikalarının uluslararası yatırımcılar tarafından olumlu karşılandığını belirtti. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, küresel ekonomideki belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye, doğrudan yabancı yatırımlarda dikkat çekici bir başarı gösterdi. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2025 yılında küresel doğrudan yatırım akımları yüzde 14 artarak 1,6 trilyon dolara ulaştı. Gelişmekte olan ülkelere yönelen yatırımlar azalırken, Türkiye bu olumsuz trende rağmen yüzde 29’luk artışla öne çıkan ülkelerden oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verileri, ülkeye gelen uluslararası doğrudan yatırımın 2025’te yüzde 12,2 artışla 13,1 milyar dolara yükseldiğini gösterdi. Bu durum, aylık ortalama 1,1 milyar dolarlık istikrarlı bir yatırım akışına işaret ediyor. Bakanlığın analizlerine göre yabancı sermayeli şirketler, 2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 30’unu üstlendi. Bu firmaların en çok ihracat yaptığı ülkeler Avrupa Birliği ülkeleri olurken; Almanya, Birleşik Krallık ve ABD önde gelen pazarlar arasında yer aldı. Sektörel dağılımda ise otomotiv, makine ve elektrikli cihazlar dikkat çekti. Bu tablo, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki sağlam konumunu ve yüksek katma değerli üretim yeteneğini doğruladı. Ticaret Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamada, önümüzdeki dönemde yatırım ortamını daha da iyileştirme, ihracat kapasitesini artırma ve küresel değer zincirlerindeki yerini güçlendirme hedefleri doğrultusunda çalışmaların devam edeceğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.