Hava Durumu

#Ağrı

Haberler Güncel Haber Gündem Haberler | habergüncel.com.tr - Ağrı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ağrı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağrı’da 18 Mart Çanakkale Zaferi törenlerle anıldı Haber

Ağrı’da 18 Mart Çanakkale Zaferi törenlerle anıldı

18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla Ağrı’da düzenlenen programlarda duygu dolu anlar yaşandı. Vali Önder Bozkurt ve il protokolünün katılımıyla gerçekleştirilen etkinliklerde, şehitler rahmet ve minnetle anıldı. Nihat AYDIN / AĞRI (İGFA) - 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla Ağrı’da düzenlenen program, Abide Meydanı’nda düzenlenen çelenk sunma töreniyle başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Hava Şehitliği ziyaret edildi. Ziyarette şehit mezarlarına karanfiller bırakılırken, dualar edildi. Anma programı daha sonra Kültür ve Kongre Merkezi’nde devam etti. Programda konuşan Vali Önder Bozkurt, Çanakkale Zaferi’nin Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki yerinin çok büyük olduğunu vurgulayarak, bu zaferin milletin birlik ve beraberlik ruhunun en güçlü göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Etkinlikler kapsamında “18 Mart Çanakkale Zaferi” konulu video gösterimi yapılırken, öğrenciler tarafından şiirler okundu, oratoryo sunumu gerçekleştirildi. “Bir Destandır Çanakkale” adlı tiyatro gösterisi ise izleyenlerden büyük beğeni topladı. Ayrıca, Ağrı Valiliği himayesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Programın ardından Vali Bozkurt ve beraberindeki protokol üyeleri Merkez Şehitliği’ni ziyaret ederek şehit kabirlerine karanfil bıraktı ve dua etti.

Yaşlılara müjde! Ağrısız yürümek artık mümkün Haber

Yaşlılara müjde! Ağrısız yürümek artık mümkün

Bacaklarda uyuşukluk, kas krampları ve ayaklarda boşalma veya takılma hissi ile kendini gösteren dar kanal hastalığı, özellikle yaşlılıkta yürüme mesafesini kısıtlayarak binlerce kişiyi eve hapsediyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Her yaş grubunu etkileyebilen dar kanal hastalığının tedavisi mümkün. Doğru müdahale ile 80 yaşındaki bir birey bile ağrısız bir şekilde parkta yürüyüş yapabilir, sosyal hayata geri dönebilir” açıklamasında bulundu. İSTANBUL (İGFA) - Omurga, içinden hayati öneme sahip sinirlerin geçtiği koruyucu bir tünel işlevi görüyor. Yaşın ilerlemesine bağlı olarak bu kanalı oluşturan kemik yapılarının kalınlaştığını, bağların sertleştiğini, fıtıkların meydana geldiğini ve bu sürecin sonunda sinirlerin geçtiği kanalın daralarak sinirlerin baskı altında kalmasına yol açtığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Dar kanal, hastanın yürümeye başlamasıyla bacaklarda uyuşma, ağrı, kramp ve boşalma ya da takılma hissi şeklinde kendini gösterir. Bu durumdaki bireyler, genellikle kısa mesafe gittikten sonra bacaklarının ‘gitmediğini’ hissederek durup dinlenme ihtiyacı duyarlar. Dar kanal hastaları için en karakteristik rahatlama yöntemi öne eğilmek veya oturmaktır; hatta market arabasına dayanarak yürümek, kanalı geçici olarak genişlettiği için en konforlu pozisyon olarak kabul edilir. Bu tabloya zaman zaman bacaklarda yanma ve huzursuzlukla seyreden gece krampları da eşlik eder. Hastalık ilerledikçe bacaklarda belirgin kas zayıflığı, sık düşmeler ve nadir de olsa idrar kontrolünde zorlanmalar başlayabilir” dedi. Ağır işlerde çalışanlar dikkat etmeli Dar kanalın doğuştan gelen yapısal darlıklar nedeniyle erken yaşlarda ortaya çıkabilse de temel olarak bir ileri yaş hastalığı olarak kabul edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Hastalığın belirtileri genellikle 60-65 yaş sonrasında belirginleşmeye başlar. Özellikle uzun yıllar ağır işlerde çalışarak beline fazla yük bindirenler ile vücudunda genel kireçlenme eğilimi olan bireyler, kanal daralması açısından en büyük risk grubunu oluşturuyor” diye konuştu. Tanıda kritik soru: “Kaç metre yürüyebiliyorsunuz?” Tanı sürecinin hastanın günlük yaşam kalitesini ölçen "Kaç metre yürüyebiliyorsunuz?" sorusuyla ve detaylı bir tıbbi hikâye ile başladığını paylaşan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “İlk aşamada yapılan fizik muayenede refleksler ve olası güç kayıpları titizlikle kontrol edilir. Kesin teşhis için en kritik yöntem olan MR görüntülemesi ile kanalın ne kadar daraldığı ve hangi sinir köklerinin baskı altında olduğu net bir şekilde tespit edilir. Kemik yapıların daha detaylı incelenmesi gereken özel durumlarda ise bilgisayarlı tomografi yöntemine başvurularak tanıyı kesinleştirebiliriz” şeklinde konuştu. Ameliyat son seçenek Her dar kanal hastası için ameliyatın ilk seçenek olmadığını, tedavi sürecinde hastalığın şiddetine göre basamaklı bir yol izlendiğini hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “İlk aşamada uygulanan ameliyatsız çözümler kapsamında omurgaya binen yükü azaltmak için kilo kontrolü sağlanır, bel ve karın kaslarını güçlendiren fizik tedavi programları uygulanır ve sinirlerdeki ödemi azaltarak rahatlama sağlayan epidural enjeksiyonlara başvurulur. Ancak yürüme mesafesinin aşırı kısalması, idrar kaçırma veya bacaklarda ciddi güç kaybı gibi durumların varlığında cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelir. Cerrahi süreçte, mikrocerrahi yöntemlerle siniri sıkıştıran dokuların temizlendiği ‘dekompresyon’ yani kanal genişletme işlemi uygulanırken, omurgada kayma tespit edilen vakalarda vida sistemleri ile stabilizasyon sağlanır” dedi. Dar kanalı önlemenin 7 yolu · Hareket edin: "Ağrım olacak" korkusuyla hareketsiz kalmak kas kaybını hızlandırır. Uzman kontrolünde düşük tempolu, kısa ama sık yürüyüşler yapın. · Yüzün: Yüzme ve su içi egzersizler, yer çekimini ortadan kaldırarak omurga üzerindeki baskıyı en aza indirir ve kanal hastaları için en ideal spor kabul edilir. · Doğru ayakkabıyı seçin: Darbe emici özelliği olan, topuğu destekleyen ortopedik ayakkabılar yürüyüş konforunuzu doğrudan artırır. · Baston veya yürüteç kullanmaktan çekinmeyin: Eğer denge kaybı yaşıyorsanız yardımcı araç kullanmak düşme riskini azaltarak kalça kırığı gibi daha ağır tabloların önüne geçer. · Evde kendinize göre düzenlemeler yapın: Ev içindeki takılmaya sebep olacak halıları ve eşyaları kaldırın. Özellikle banyo gibi ıslak zeminlere tutunma barları ekleyerek hareket güvenliğinizi sağlayın. · Kilo verin: Fazla olan her bir kilo, daralan kanaldaki sinirlere binen ekstra basınç demektir. Sağlıklı bir diyetle omurganızı hafifletin. · Düzenli kontrol yaptırın: Bacaklardaki uyuşma veya güçsüzlük hissi arttığında ‘yaşlılıktandır’ demeyip bir beyin cerrahına başvurarak durumun seviyesini takip edin.

Okuldaki cinayete Eğitim-İş Ağrı Şubesi’nden sert tepki! Haber

Okuldaki cinayete Eğitim-İş Ağrı Şubesi’nden sert tepki!

İstanbul Çekmeköy’de Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çevik’in okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi, Türkiye genelinde olduğu gibi Ağrı’da da derin üzüntü ve geniş yankı uyandırdı. AĞRI (İGFA) - Eğitim-İş Ağrı Şube Başkanı Hüseyin Akboğa, acı olay sonrası yaptığı değerlendirmede, “Bir öğretmen görev yaptığı yerde devletin koruması altında hissedemiyorsa, o noktada kamu otoritesinden bahsetmek mümkün değildir” dedi. 44 yaşındaki öğretmenin, eğitim kurumunda hayatını kaybetmesinin kabul edilemez bir trajedi olduğunu vurgulayan Akboğa, bu tür olayların izole vakalar olarak görülmemesi gerektiğini kaydetti. Uzun süredir okula devam etmeyen bir öğrencinin, herhangi bir engelleme olmaksızın okula girebilmesinin, okul güvenliği açısından ciddi bir eksikliği ortaya koyduğunu belirtti. Daha önce yapılan rehberlik görüşmelerine ve tutanaklara rağmen gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmamış olmasının, açık bir ihmal durumu olduğunu ifade eden Akboğa, durumun sorumlularca ivedilikle araştırılması gerektiğini vurguladı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslenen Akboğa, “Kaç öğretmenimizin daha canı alınacak? Okullardaki güvenlik zafiyetlerinin bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenlerimiz her ders başında hayatından endişe ederek mi görev yapacak?” sorularını sordu. Şiddetin temelinde, öğretmene karşı saygısızlığın ve itibarsızlaştırmanın yattığını belirten Şube Başkanı Hüseyin Akboğa, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bir milletin medeniyet seviyesi, öğretmenlerine verdiği değerle ölçülür” sözünü hatırlatarak, öğretmenlerin toplumdaki konumunun güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Eğitim-İş Ağrı Şubesi olarak taleplerini sıralayan Akboğa; eğitimde şiddetin kökenlerinin bilimsel araştırmalarla belirlenmesini, “Eğitimde Şiddeti Önleme Yasası” çıkarılmasını, tüm okullarda etkin güvenlik protokollerinin uygulanmasını ve eğitimciler ile ilgili uzmanların katılımıyla oluşturulacak kapsamlı bir eylem planının hayata geçirilmesini talep etti. Suçluların adalet önünde hesap vermesi gerektiğini belirten Akboğa, şiddeti özendiren medya yayınlarının yakından takip edilmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması çağrısında bulundu.

Akıllı telefonlar boyun fıtığı sebebi Haber

Akıllı telefonlar boyun fıtığı sebebi

Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarının boyun sağlığını tehdit ettiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, özellikle başını sürekli öne eğerek telefona bakanlar, diş hekimleri ve şoförlerin boyun fıtığına yakalanma riski daha yüksek olduğunu söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Dünya genelinde her 1000 kişiden 1’i hayatının bir döneminde boyun fıtığıyla tanışıyor. Boyun fıtığının en çok 40-60 yaş arasında görüldüğünü ancak akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber bu sınırın 20’li yaşlara kadar gerilediğinin altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Her boyun ağrısı fıtık değildir. Çoğu zaman kas zorlanması veya duruş bozukluğu kaynaklıdır. Ancak ağrı omuz, kol ve parmak uçlarına yayılıyorsa, eşlik eden bir uyuşma veya güç kaybı varsa bu durum ciddi bir sinir basısına işaret edebilir. Özellikle ellerde ince beceri gerektiren hareketlerde zorlanma ve refleks kaybı görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı” dedi. Hastaların en büyük korkusunun ‘boyun bölgesinden ameliyat olmak’ olduğunu belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, cerrahiden kaçmanın bazen daha ağır bedelleri olabileceğini hatırlatarak, yeni nesil cerrahi yöntemlerin de hastaya ayrıca konfor sağladığını ifade etti. "Mikrocerrahi veya kapalı yöntemlerle yaptığımız ameliyatlarda doku hasarı yok denecek kadar azdır" diyen Prof. Dr. Göçmen, "Hastalarımız genellikle ameliyat olduğu gün ayağa kalkar, ertesi gün taburcu olur ve çok kısa sürede sosyal yaşamlarına dönerler. Artık haftalarca boyunluk takma veya yatağa bağımlı kalma devri kapandı" dedi. Prof. Dr. Göçmen, boyun sağlığını korumak için 10 altın kuralı ve önerilerini şöyle açıkladı: TELEFONU GÖZ HİZASINA KALDIRIN Başınızı telefona eğmek yerine, telefonu göz hizanıza getirin. BİLGİSAYAR KURULUMUNA DİKKAT EDİN Ekranın üst kenarının göz hizanızda, kollarınızın ise masaya paralel olmasına özen gösterin. SAAT BAŞI BİR MOLA VERİN Saat başı ayağa kalkın ve boyun egzersizleri yapın. YASTIK SEÇİMİNİ DOĞRU YAPIN Boyun boşluğunu destekleyen, çok yüksek veya çok alçak olmayan ortopedik yastıklar tercih etmeye özen gösterin. KLİMA VE RÜZGÂRDAN KORUNUN Boyun kasları soğuğa karşı hassastır; doğrudan klima ve rüzgâr akımına maruz kalmayın. AĞIR ÇANTALARI TEK OMUZDA TAŞIMAYIN Yükü her iki omuza eşit dağıtan sırt çantalarını tercih edin. ANİ HAREKETLERDEN KAÇININ Boynunuzu aniden sağa sola kütletmekten vazgeçin; bu, eklemlere ve disklere zarar verir. EGZERSİZ YAPIN Boyun ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler fıtığa karşı en güçlü kalkanınızdır. YÜZÜSTÜ YATMAYIN En ideal yatış pozisyonu yan veya sırt üstü yatıştır; yüzüstü yatmak boyun omurgasını zorlar. STRESİ YÖNETİN Stres, boyun kaslarının gerilmesine ve ağrıların kronikleşmesine neden olur.

Ayak bileği burkulmalarına dikkat Haber

Ayak bileği burkulmalarına dikkat

Toplumda en sık görülen ortopedik sorunlardan biri olan ayak bileği bağ yaralanmaları hakkında açıklamalarda bulunan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özgür Oktay Nar, özellikle spor yapan bireylerin ve günlük yaşamda aktif olan kişilerin risk altında olduğunu söyledi. Ayak bileğinin kaval kemiği, kamış kemiği ve talus kemiğinden oluşan karmaşık bir eklem yapısına sahip olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özgür Oktay Nar, bu kemikleri birbirine bağlayan bağ dokularının ani ve kontrolsüz hareketler sonucunda zarar görebileceğini ifade etti. “Ayak bileği burkulması, en sık görülen bağ yaralanmalarından biridir” diyen Nar, burkulmaların genellikle ayağın içe ya da dışa ani dönmesiyle oluştuğunu kaydetti. Uygun olmayan zemin, yanlış ayakkabı seçimi ve yetersiz ısınmanın riski artırdığını belirten Nar, spor dışındaki günlük aktivitelerde de bu tür yaralanmaların yaşanabildiğini söyledi. Burkulma sonrası en sık görülen belirtilerin ağrı ve şişlik olduğunu ifade eden Nar, ilerleyen günlerde morluk oluşabileceğini dile getirdi. Yaralanma sonrasında bilinçsiz müdahalelerin süreci uzatabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Özgür Oktay Nar,, doğru ilk yardım uygulamalarının önemine vurgu yaptı. Dr. Nar, “Soğuk uygulama, istirahat, elastik bandaj kullanımı ve ayağın yüksekte tutulması iyileşme sürecini destekler. Çoğu vakada cerrahi müdahale gerekmez” dedi. Ayak bileği bağ yaralanmalarında genellikle iki hafta içinde belirgin bir iyileşme görüldüğünü belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özgür Oktay Nar,, şikâyetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.

Sinir sıkışmaları ihmal edilirse kalıcı hasara yol açabiliyor Haber

Sinir sıkışmaları ihmal edilirse kalıcı hasara yol açabiliyor

Günlük hayatta basit uyuşma, ağrı veya keçeleşme ile kendini gösteren sinir sıkışmaları, tedavi edilmediğinde kas erimesi ve kalıcı güç kaybına neden olabiliyor. Özellikle 40-60 yaş aralığındaki kadınlar, kuaförler, bilgisayar operatörleri, bankacılar ve ev kadınları gibi ellerini yoğun kullanan gruplarda daha sık görülüyor. İSTANBUL (İGFA) - Sinir sıkışmalarının vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabildiğini vurgulayan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, "El bileğinde median sinirin sıkışmasıyla oluşan Karpal Tünel Sendromu en sık karşılaştığımız tablodur. Bunun yanı sıra dirsek bölgesindeki ulnar sinir ve diz yan kısmındaki peronel sinir sıkışmaları da toplumda oldukça yaygın görülüyor. Hasta şikayetleri etkilenen sinire göre değişkenlik gösterebilir. Şikayetler genellikle uyuşukluk, ağrı, keçeleşme ile başlar. İlerlediğinde güçsüzlük ve kaslarda erime meydana gelebilir” dedi. Sinir sıkışmasında diyabet, tiroit hastalıkları, romatizma, menopoz, obezite ve hamileliğin temel risk faktörleri arasında yer aldığını paylaşan Prof. Dr. Selçuk Göçmen; cisimlerin şiddetli şekilde tutulması, bileğin aşırı bükülmesi, yanlış yatış/oturuş pozisyonları ve ani kilo kayıplarının da sorunu tetikleyebileceğini hatırlattı. GÜÇ KAYBI VARSA AMELİYAT ŞART! Hafif ve orta düzey vakalarda ilaç, istirahat ve fizik tedavi gibi yöntemlerin uygulandığını vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Eğer hastalar istirahat, rehabilitasyon veya diğer tedavilerle iyileşmezse ve tetkiklerde ağır düzeyde sinir sıkışıklığı saptanmışsa cerrahi tedavi yapılması uygun olabilir. Yaklaşık 30 dakika süren ve genellikle lokal anesteziyle yapılan operasyonlarda, sinir üzerindeki baskı açık veya endoskopik yani kameralı yöntemlerle kaldırılır. Hastalar aynı gün taburcu edilerek sosyal yaşamlarına hızla dönebilir” dedi. SİNİRLERİ KORUMANIN 7 YOLU Duruş ve oturuş pozisyonlarına dikkat edin. Klavye/fare kullanırken bileklerinizi uzun süre bükülü tutmayın. Dirseklerinizi sert zemine dayamayın. Ev işlerinde sık sık mola verin. Ellerinizle ağır yük taşımaktan kaçının. Düzenli germe ve esneme egzersizleri yapın. Diyabet, guatr ve romatizma kontrollerinizi aksatmayın.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.