Hava Durumu

#Akademisyenler

Haberler Güncel Haber Gündem Haberler | habergüncel.com.tr - Akademisyenler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademisyenler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Karabağlar'da iklim için tarihi adım Haber

İzmir Karabağlar'da iklim için tarihi adım

İzmir Karabağlar Belediyesi, Belediye Başkanı Helil Kınay’ın Başkanlar Sözleşmesi’ne (Covenant of Mayors) imza atmasıyla başlatılan Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) çalışmalarını önemli bir aşamaya taşıdı. İZMİR (İGFA) - Karabağlar Belediyesi, Belediye Başkanı Helil Kınay’ın Başkanlar Sözleşmesi’ne imza atmasıyla başlatılan Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) çalışmalarını tamamladı. Tamamen belediyenin kendi öz kaynakları, teknik kapasitesi, çalışanlarının emeği ve gönüllü akademik katkılarla, kamu bütçesinden tek kuruş ek harcama yapılmadan hazırlanan plan, 15 aylık yoğun çalışma ve yaklaşık 4 bin saatlik emekle tamamlandı. Hazırlanan planın yalnızca bir rapor değil, Karabağlar’ın iklim kriziyle mücadelesinde sahaya doğrudan yansıyacak somut bir yol haritası olduğu vurgulandı. Plan kapsamında Karabağlar’ın enerji verimliliğinin artırılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik hedeflerin yer aldığı belirtildi. Ayrıca SECAP’ın, iklim değişikliği ile mücadelede yerel ölçekte uygulanacak stratejileri ve eylemleri içeren kapsamlı bir yol haritası niteliği taşıdığı ifade edildi. Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP), şehirlerin ve yerel yönetimlerin enerji verimliliğini artırmak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını yaygınlaştırmak ve sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliği ile mücadele etmeleri için bir yol haritası sunan stratejik bir plan olduğuna dikkat çekildi. Muzaffer İzgü Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, meclis üyeleri, akademisyenler, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, ilçe belediyeleri ve vatandaşlar katıldı. Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay konuşmasında, kentleşme, iklim krizi, afet yönetimi ve yerel yönetim anlayışına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kınay, Karabağlar’da yürütülen çalışmaların halktan yana, bilim temelli ve katılımcı bir anlayışla sürdüğünü vurguladı. “KARABAĞLAR AFET RİSKLERİNİ BİLİMSEL VERİLERLE PLANLIYOR” Karabağlar’da 58 mahallenin tamamında afet risk analizlerinin yapıldığını ifade eden Kınay, deprem, sel, heyelan, kuraklık ve sosyal kırılganlıkların bilimsel verilerle ortaya konulduğunu söyledi. Kınay ayrıca afet yönetiminin yalnızca teknik bir konu olmadığını, “İklim krizi ve afetler artık günlük yaşamın gerçeğidir. Küçük iyileştirmeler bile büyük değişimlerin başlangıcıdır” dedi. “KENTSEL DÖNÜŞÜM VE ULAŞIM KRİTİK BAŞLIKLAR” İzmir’in en büyük ilçelerinden biri olan Karabağlar’ın ciddi kentsel dönüşüm ihtiyacı bulunduğunu söyleyen Kınay, kaçak yapılaşma ve altyapı sorunlarının çözülmesi gerektiğini ifade etti. Ulaşımın yalnızca kent içi bir mesele olmadığını vurgulayan Kınay, Karabağlar’ın İzmir ve Türkiye genelinde önemli bir geçiş ve yük merkezi olduğunu belirtti. “AFETLERE KARŞI TOPLUMUN TÜM KESİMLERİ SÜRECE DAHİL EDİLMELİ” Afet yönetiminde toplumun tüm kesimlerinin sürece katılması gerektiğini söyleyen Kınay, mahalle afet gönüllüleri ve arama kurtarma ekiplerinin bu kapsamda önemli rol oynadığını ifade etti. 70 yaşındaki Zehra Teyze’den 7 yaşındaki Ali’ye kadar herkesin iklim krizinden ve beraberinde getirdiği sorunlardan etkilendiğini vurgulayan Başkan Kınay, afet bilincinin artık bir farkındalık değil, zorunluluk olduğunu söyledi. “HALKTAN YANA VE DAYANIŞMACI BELEDİYECİLİK” Belediyecilikte halktan yana bir yaklaşım benimsediklerini vurgulayan Kınay, hizmet üretiminde kamu yararını, dayanışmayı ve ortak aklı esas aldıklarını belirtti. Belediye hizmetlerinde dışa bağımlılığı azaltmaya çalıştıklarını ifade eden Kınay, birçok hizmetin belediyedeki çalışma arkadaşları tarafından üretildiğini ve bunun halktan yana belediyecilik anlayışının bir parçası olduğunu söyledi. “İKLİM ADALETİ VE SOSYAL ADALET BİRLİKTE DÜŞÜNÜLMELİ” İklim krizinin aynı zamanda sosyal bir adalet sorunu olduğunu vurgulayan Kınay, yoksulların ve kırılgan grupların bu süreçten daha fazla etkilendiğini belirtti. “İklimin adaletini, kentin adaletini ve yaşamın adaletini savunmak zorundayız” diyen Kınay, güç mücadelesi yerine güç birliğini savunduklarını ifade etti. “58 MAHALLEDE AFET RİSK PLANI HAZIRLANDI” Belediyenin 58 mahallede deprem, sel, heyelan ve iklim kaynaklı riskleri analiz ettiğini belirten Kınay, bu çalışmaların Türkiye’de örnek uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Kınay, bu çalışmaların kamu kaynakları ve dış destekler birlikte kullanılarak, ek bütçe yükü oluşturmadan gerçekleştirildiğini söyledi. “DAYANIŞMA İLE GELECEĞİ İNŞA EDİYORUZ” Konuşmasının sonunda tüm paydaşlara teşekkür eden Kınay, Karabağlar’da dönüşümün ortak akılla sürdüğünü belirtti. “Değişen, yaşayan ve yaşatan Karabağlar’ı hep birlikte inşa ediyoruz” diyen Kınay, belediye ekibinin konuyu sahiplenerek, uyum ve iş birliği içinde çalışmasından dolayı “çok büyük gurur duyduğunu” ifade etti ve tüm kurumları iş birliğine davet etti. RAHİLE YENİ “BU BİR İLK, BİZE AİT BİR ÇALIŞMA” Karabağlar Meclis Üyesi ve SECAP Koordinatörü Rahile Yeni, Karabağlar için tarihi bir gün yaşandığını belirterek, hazırlanan planın kentin geleceğine yönelik önemli bir yol haritası olduğunu söyledi. Yeni, bu çalışmanın Karabağlar’da tamamen belediyenin kendi imkân ve kapasitesiyle hazırlanan ilk kapsamlı iklim eylem planı olduğunu vurgulayarak, “Bu bir ilk, bize ait, kendimiz yaptık” dedi. Aralık 2024’te Başkanlar Sözleşmesi’nin imzalanmasıyla sürecin başladığını belirten Yeni, yaklaşık 15 aylık yoğun bir çalışmayla planın tamamlandığını ifade etti. Sürecin yaklaşık 4 bin saatlik emekle ve tamamen gönüllü akademisyenler, danışmanlar ve belediye çalışanlarının katkısıyla, kamu bütçesine ek maliyet oluşturmadan yürütüldüğünü aktaran Yeni, SECAP’ın yalnızca bir plan değil, sahada uygulanacak bir dönüşüm programı olduğunu alınan kararların doğrudan hayata geçirileceğini söyledi. Konuşmasını çevre duyarlılığına dikkat çekerek tamamlayan Yeni, “Bu şehirde bir çocuk daha temiz hava soluyorsa, biz görevimizi yapmış oluruz” dedi. “VERİ TEMELLİ STRATEJİK YOL HARİTASI” Süreçle ilgili sunum yapan Belediye çalışanı Kemal Akbayırlı, SECAP’ın yalnızca bir niyet belgesi değil, veri temelli bir stratejik plan olduğunu söyledi. 2024 yılında Küresel Belediye Başkanları Sözleşmesi kapsamında çalışmalara başlandığını belirten Akbayırlı, ilçede enerji geçişi ve iklim uyumunun temel öncelikler arasında yer aldığını ifade ederek ulaşım ve bina kaynaklı emisyonların öne çıktığını, eski yapı stoku, fosil yakıt bağımlılığı ve geçiş trafiğinin emisyonları artıran temel etkenler olduğunu söyledi. Plan kapsamında 9 sektör ve 27 eylem alanı oluşturulduğunu belirten Akbayırlı, kişi başına yaklaşık 5,1 ton CO₂ eşdeğeri emisyon hesaplandığını aktardı. 2030 yılına kadar emisyonların %20 azaltılmasının hedeflendiğini söyleyen Akbayırlı, enerji verimliliği, atık yönetimi ve veri temelli izleme sistemlerinin planın temel bileşenleri olduğunu ifade etti. “SIFIR MALİYETLE TAMAMLANAN SÜREÇ” Yetkililer, SECAP hazırlık sürecinin tamamen belediyenin öz kaynakları, insan gücü ve gönüllü akademik katkılarla, kamu bütçesine ek yük getirmeden tamamlandığını vurguladı. SECAP sürecinin tamamlanmasıyla birlikte planın, uluslararası fonlar ve özel sektör iş birlikleriyle destekleneceği ve stratejik planla uyumlu şekilde uygulanacağı belirtildi. Program sonunda Başkan Helil Kınay, SECAP sürecinde görev alan tüm belediye çalışanlarını sahneye davet ederek emekleri için teşekkür etti.

Bursa Osmangazi'de düşünmeye yön veren buluşmalar Haber

Bursa Osmangazi'de düşünmeye yön veren buluşmalar

Osmangazi Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği felsefe buluşmaları, bu hafta da düşünce dünyasına ışık tutan önemli bir başlığa ev sahipliği yaptı. Programda, insanlık tarihinin en çarpıcı kavramlarından biri olan “başkaldırı” çok yönlü bir bakış açısıyla ele alındı. BURSA (İGFA) - Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları kapsamında düzenlenen etkinlikte, alanında uzman akademisyenler Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde Albert Camus’nün “Sisyphos Mitosu” üzerinden başkaldırı kavramını ve günümüz politikasındaki yansımalarını masaya yatırdı. Düşünce tarihinin en çarpıcı sorgulamalarından biri olan başkaldırı, hem felsefi boyutlarıyla hem de günümüz politik atmosferindeki yansımalarıyla kapsamlı biçimde tartışıldı. Akademisyenler, öğrenciler ve felsefeye ilgi duyan çok sayıda vatandaşın yoğun katılım gösterdiği programda, “Günümüz politik ortamında, politik bir tavır olarak doğru anlaşılmış Casmüs’cü anlamda bir başkaldırı anlayışı iş görür mü?” sorusuna cevap arandı. Derin bir sorgulamaya kapı aralayan programın moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Metin Becermen üstlenirken, Bursa Uludağ Üniversitesi Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Ogün Ürek, başkaldırı kavramını felsefi temeller çerçevesinde kapsamlı biçimde ele aldı. Başkaldırının insanı en değerli ve önemli yapan özelliği olduğunu söyleyen Bursa Uludağ Üniversitesi Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ogün Ürek, “Bugün ana kavramımız başkaldırı. Başkaldırı, bir tutum ve tavır olarak bana kalırsa insanı insan yapan en önemli ve en değerli özelliktir. Başkaldırmak; ‘hayır’ demek, ‘artık bu kadar da değil’ diyebilmektir. Bu noktada en önemli mesele, ‘hayır’ demeyi unutmamaktır. Çünkü ‘hayır’ demeyi unutmuş bir toplumun ne kendisine ne de başkalarına faydası olur. Peki ne yapmalıyız? Yapmamız gereken aslında çok açık. Çocuklarımıza okul öncesi dönemden başlayarak ‘hayır’ demeyi öğretmeliyiz. Ancak bunu bilinçli bir şekilde, neye ve neden ‘hayır’ dediğimizi açıklayabilecek bir dil ile yapmalıyız. Çocuklarımız gerektiğinde ‘hayır, ben bunu yapmam’ ya da ‘hayır, sen bunu bana yapamazsın’ diyebilmelidir. Eğer bunu başaramazsak, toplum olarak ‘hayır’ demeyi unuturuz. ‘Hayır’ demeyi unutan bir toplumdan ise kimseye bir fayda gelmez” şeklinde konuştu. “BAŞKALDIRI YALNIZCA BİR KAVRAM DEĞİLDİR” Günümüz sorunları üzerine başkaldırıyla ilgili konuştuklarını belirten Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Metin Becermen ise, “Başkaldırı, yaşadığımız koşullar bakımından bugün ihtiyaç duyduğumuz temel kavramlardan biridir. Ancak başkaldırı yalnızca bir kavram değil; aynı zamanda eylemleri de beraberinde getiren bir zemin sunar. Dolayısıyla biz de bu zeminin ne anlama geldiğini, nasıl kurulabileceğini ve neden önemli olduğunu birlikte düşünmeye çalıştık. Bu çerçevenin önemini özellikle vurgulamak istedik” ifadelerini kullandı. Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ve Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Gürkan Kaya, program sonunda akademisyenlere günün anısına plaket ve teşekkür belgeleri takdiminde bulundu.

Başkan Yılmaz: Balkanlarla göbek bağımız var Haber

Başkan Yılmaz: Balkanlarla göbek bağımız var

Bursa'nın Yıldırım ilçesinde kültür, sanat ve düşünce alanında bir çekim merkezine dönüştüren Yıldırım Belediyesi önemli bir programa daha ev sahipliği yaptı. Panelin açılışında konuşan Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın, Balkanlarla olan tarihi ve kültürel bağlarına dikkat çekti. BURSA (İGFA) - Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Dünya Altüst Olurken Balkanlar’ Paneli büyük ilgi gördü. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Bengül Güngörmez Akosman’ın yaptığı panelde konuşmacılar Prof. Dr. Mustafa İsen ve Dr. Murat Yılmaz Balkanlar’a dair önemli bilgiler paylaştı. Alev Alatlı Şehir, Düşünce ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra; Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, BALGÖÇ Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan, STK temsilcileri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. ‘KARDEŞLİĞİMİZ BAKİDİR’ Panelin açılışında yaptığı konuşmada Bursa’nın, Balkanlarla olan tarihi ve kültürel bağlarına dikkat çeken Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; “Bizim bir ayağımız Balkanlar’da. Ramazan ayında Bulgaristan’da, Batı Trakya’da, Makedonya’da iftar programları düzenleyip, oradaki kardeşlerimizle bir araya geldik. Bursa ve Balkanların çok derin bir bağı var. İki coğrafya arasındaki kardeşlik her türlü hesabın üstündedir ve bakidir. Biz de bu kardeşliği ve bağı sürdürmeye, diri tutmaya gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye ve Balkanların çok güçlü bağlarla birbirine bağlı olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz ise; “Balkanlarla yakın ve güçlü ilişkilerimiz var. Orada irtibatlarımız, dostluklarımız, gönül bağlarımız var. 1993-1995 yılları arasında Bulgaristan’ın Şumnu şehrinde öğretmenlik yaptım. Bu vesileyle iki coğrafya arasındaki o gönül bağını yakından tanıdım. Bu bağı güçlendirerek devam ettirmemiz gerekiyor” diye konuştu. ‘BURSA’YA GÖREV DÜŞÜYOR Bursa ve Balkanların tarihi ilişkisine dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa İsen; “Balkanları Bursa’da konuşmak çok değerli ve keyifli. Çünkü Balkanların fethi, Bursa başkent olduğu dönem başladı. Rumeli medeniyetinin planlaması Bursa’da yapıldı. Bu nedenle iki coğrafya birbirine sıkı sıkıya bağlıdır” ifadelerini kullandı. Avrupa’nın önemli değişikliklerin eşiğinde olduğuna dikkat çeken Dr. Murat Yılmaz; “Bursa hem tarihi hem de siyasi misyonuyla Balkanlar’a yakından bağlı. Ortada bir kader birliği var. Şu an Avrupa güvenlik açısından arayış içinde. Bu nedenle Balkanlar’da da bir değişim kaçınılmaz. Buradaki boşlukları ve fırsatları iyi görmek gerekiyor. Bursa’ya bu noktada önemli görevler düşüyor” dedi.

İzmir'de “Sağlıklı Körfez” için bilimsel seferberlik Haber

İzmir'de “Sağlıklı Körfez” için bilimsel seferberlik

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlediği uluslararası konferans başladı. Zararlı alg patlamalarından kirliliğe kadar pek çok kritik başlık iki güne yayılan oturumlarda uluslararası uzmanlarla ele alınacak. Hedef, İzmir Körfezi için kalıcı ve bilim temelli çözümler üretmek. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle düzenlenen ve 28 Mart’a kadar sürecek “Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” başlıklı uluslararası konferans, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda başladı. “Zararlı Alg Patlamaları: Küresel Deneyimler ve İzmir Körfezi için Yenilikçi Çözüm Önerileri” temasıyla gerçekleştirilen konferansın açılışına; İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler ile akademisyenler ve bürokratlar katıldı. YILDIR’DAN DOĞAYLA İLİŞKİDE ÖZELEŞTİRİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VURGUSU İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, körfezde kirliliğin 1950’lerden bu yana giderek arttığını, 1980’lerde ise “ölü deniz” olarak anılacak seviyelere ulaştığını belirterek, insanlığın doğayla kurduğu ilişkinin bencil bir temele dayandığını söyledi. Doğanın sunduğu imkânlardan sınırsızca yararlanılırken yükümlülüklerden kaçınıldığını ifade eden Yıldır, modern insanın da bu anlayışla hareket ettiğini vurguladı. Bugün gelinen noktada bu yaklaşımın sonuçlarıyla karşı karşıya kalındığını dile getiren Yıldır, “Bulduğumuz çözümler ya da ihmal ettiğimiz ayrıntılar zamanla daha büyük sorunlara dönüşebiliyor. Daha fazla üretmek ve kazanmak isterken zararın en derin noktasına indik. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışıyla hareket etmeli, her şeyi bütüncül bir yaklaşımla ele alarak hiçbir ayrıntıyı göz ardı etmemeliyiz” dedi. ALTYAPI HAMLESİYLE KÖRFEZ’DE DÖNÜŞÜM İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, göreve geldiklerinde körfezde ağır bir tabloyla karşılaştıklarını ve bu doğrultuda altyapı yatırımlarını önceliklendirerek hızla harekete geçtiklerini belirtti. Alg patlamaları ve son yıllarda artan sıcaklıkların etkisiyle durumun daha da ağırlaştığını ifade eden Erdoğan, İzmir Körfezi’ne ulaşan 34 dere ve 55 yan kolun tamamında temizlik çalışmalarının sürdüğünü, yaklaşık 110 bin ton malzeme çıkarıldığını söyledi. Erdoğan, Meles Deresi’nde kapsamlı bir çalışma başlatacaklarını da aktardı. Atık su arıtma tesislerinin güçlendirilmesi kapsamında 3 büyük tesisin hizmete alındığını ve kentin arıtma kapasitesinin yüzde 30 artırıldığını belirten Erdoğan, metropolün yüzde 96’sına hizmet veren Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nde yapılan revizyon çalışmaları ve tesisin dördüncü fazının açılması sayesinde çevre izin belgesinin 7 yıl sonra geçen hafta itibariyle yeniden alındığını vurgulayarak, “Tesisin doğru şekilde çalıştığını, anlık bir şekilde kontrol edildiğini bakanlık tarafından tescil eden bir belge. Yüzde 50'ye kadar da enerji teşviki almasını sağlayan bir belge. 7 yıl sonra geriye almış olduk. Bunun bir tartışmayı ortadan kaldırdığını düşünüyorum” dedi. Kent genelinde yağmur suyu ayrıştırma hatlarının hızla artırıldığını, tüm zamanlarda yapılanların yüzde 25’i kadar çalışmanın bugün itibariyle bitirildiğini aktaran Erdoğan, aynı zamanda körfezde yürütülen tarama çalışmalarıyla 1 milyon 200 bin ton çamurun çıkarıldığını belirtti. Erdoğan, Bostanlı ve Mavişehir hattında yapılan çalışmalarla 50-60 santimetreye kadar düşen derinliğin 3-4 metreye çıkarıldığını ve biriken kirliliğin önemli ölçüde temizlendiğini ifade etti. BÜYÜKŞEHİR ÇALIŞIYOR İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, İzmir Körfezi’nin sınırlı su sirkülasyonu nedeniyle hassas bir ekolojik dengeye sahip olduğunu belirterek, artan kentleşme ve sanayileşmenin kirlilik sorununu derinleştirdiğini söyledi. Gediz Nehri ve diğer 33 derenin sürekli besin tuzu ve sediment taşıdığını, bunun da makroalg ve deniz marullarının yoğunlaşmasına ve yaz aylarında mikro alg patlamalarına yol açtığını vurguladı. Güler, bu nedenle körfezin temizlenmesi için havza planının hazırlanmasının ve bilimsel veriye dayalı bütüncül önlemlerin gerekli olduğunu ifade etti. Körfez’i 28 optik ve termal kamera ile izlemek ve kirletenleri tespit etmek için ciddi bir çalışma yürüttüklerini aktaran Güler, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin son iki yılda körfezin korunması ve iyileştirilmesi için atık su arıtma altyapısı, dere temizlikleri, dip tarama ve su sirkülasyonunu artırıcı projeler yürüttüğünü belirtti. Modifiye kil uygulaması gibi acil eylem planlarıyla körfezin kendi kendini yenileme kapasitesinin güçlendirildiğini söyleyen Güler, İzmir Körfezi’nin yalnızca bir su kütlesi olmadığını; tarih, kimlik ve gelecek açısından kentin önemli bir unsuru olduğunu, korunmasının sadece çevre değil, kent yaşamı, ekonomi ve kültürel miras açısından da kritik olduğunu vurguladı.

DEÜ’den Üniversite–Sanayi iş birliğinde önemli başarı Haber

DEÜ’den Üniversite–Sanayi iş birliğinde önemli başarı

Üniversite–Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri kapsamında, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz’a “Üstün Hizmet Onur Ödülü”, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar tarafından takdim edildi. İZMİR (İGFA) - Üniversite–sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel Ar-Ge kapasitesinin artırılması amacıyla Ege Bölgesi Sanayi Odası ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen “Üniversite–Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri” sahiplerini buldu. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), törende elde ettiği başarılarla dikkat çekti. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi EBSO Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen törene; EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, İzmir’deki üniversitelerin rektörleri ve temsilcileri ile akademisyenler ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı. Törenin açılışında konuşan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, eğitimin ve sağlığın toplumsal kalkınmanın temel unsurları olduğunu vurgulayarak, üniversite–sanayi iş birliğinin Türkiye’nin rekabet gücünü artırmada kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Yorgancılar, İzmir’in akademik birikimi ve sanayi altyapısıyla önemli bir teknoloji üretim üssü olma potansiyeline sahip olduğunu belirtti. YÖK BAŞKANI PROF. DR. EROL ÖZVAR İZMİR’E GELECEK Eğitime verdikleri katkıyı bir adım daha ileri taşımak için 9 Nisan’da Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın katılımıyla “Mesleki Eğitim Çalıştayı” düzenleyeceklerinin müjdesini veren Yorgancılar, “Bu çalıştayda hem sorunları hem de çözüm önerilerini detaylı şekilde ele alacağız. Ayrıca çalıştayın ardından sadece rektör düzeyinde gerçekleştireceğimiz toplantı ile sorunlarımızı ve taleplerimizi doğrudan başkanımıza iletme imkânı bulacağız,” dedi. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen ödül töreninde, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, “Üstün Hizmet Onur Ödülü”ne layık görüldü. Ödül, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar tarafından takdim edildi. DEÜLÜ AKADEMİSYENLERE ÖDÜL VE TAKDİR Akademik Hizmet Ödülleri kategorisinde, DEÜ Mühendislik Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Yurddaşkal, “Modüler Dayanıklı Yüzer İskele Sistemi Çalışmaları” projesi ile ikincilik ödülü kazandı. Üniversite–Sanayi İş Birliği (ÜSİ) Ödülü kategorisinde ise, Dokuz Eylül Üniversitesi ile Vestel Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. iş birliğinde yürütülen “ISTA 6A Paketlemesinde Ürüne Gelen Darbe Analizi ve Deneysel Validasyonu” projesi ödüle layık görüldü. Program kapsamında ayrıca, DEÜ Mimarlık Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Tutku Didem Altun ile DEÜ İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sümeyra Duman’a katılım belgeleri takdim edildi. “BİLGİNİN SANAYİ İLE BULUŞMASI STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR” DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, üniversite–sanayi iş birliğinin stratejik önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Üniversitelerimizde üretilen bilginin sanayi ile buluşması, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu kapsamda elde edilen başarılar, doğru iş birliklerinin güçlü sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Ödül alan projelerimizle üniversitemizin marka değerine katkı sağlayan tüm akademisyenlerimizi gönülden tebrik ediyorum. Dokuz Eylül Üniversitesi olarak, nitelikli bilgi üretmeye ve bu bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” Program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

KTO Karatay Üniversitesi’nden 18 Mart'a özel sergi Haber

KTO Karatay Üniversitesi’nden 18 Mart'a özel sergi

KTO Karatay Üniversitesi İletişim ve Tasarımı Bölümü, Çanakkale Zaferi’nin tarihsel ve toplumsal önemini vurgulamak için “18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü” temalı bir sergi düzenledi. KONYA (İGFA) - KTO Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi İletişim ve Tasarımı Bölümü, Çanakkale Zaferi’nin önemini genç kuşaklara aktarmak amacıyla özel bir sergi açtı. Açılış törenine Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, Prof. Dr. Abdullah Topcuoğlu, Doç. Dr. Birol Büyükdoğan, Doç. Dr. Huri Deniz Karcı, Doç. Dr. Eda Sezerer Albayrak ve Dr. Öğr. Üyesi Abdurrahman Cihad Kayaduman ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Rektör Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, açılışta yaptığı konuşmada, “Vatan sadece bir kara parçasından ibaret değildir. Tüm gücümüzü, şehit kanıyla sulanan, ecdadımızın canını feda ettiği vatanımızdan alıyoruz. 30 Ağustos ve 18 Mart gibi önemli günlerimizi coşkuyla anıyoruz. Öğrencilerimizin bu anlayışı devam ettirmesi bizim için gurur kaynağıdır. Çanakkale Zaferi’nde ve ülkemizin kuruluşunda canını feda eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Abdurrahman Cihad Kayaduman ise sergi çalışmasını, “Çanakkale Zaferi’ni öğrencilerimizle tasarım yoluyla anlatıyoruz. Tasarım sadece estetik değil, tarihle ve toplumla kurulan bir diyalogdur. Öğrencilerimizin emekleri bu bağı görünür kılıyor” sözleriyle değerlendirdi. Sergide öğrencilerin hazırladığı tasarımlarla Çanakkale ruhu, fedakârlık ve vatan sevgisi temaları işleniyor. Ziyaretçiler, sergiyi KTO Karatay Üniversitesi C Blok Fuaye Alanı’nda 18 Mart 2026 tarihine kadar görebilecek

BTÜ’den sahte seslere karşı 'yapay' hamle... Sahte sesler tespit edilecek Haber

BTÜ’den sahte seslere karşı 'yapay' hamle... Sahte sesler tespit edilecek

BTÜ’lü bilim insanları; bankacılık, çağrı merkezleri ve dijital platformlarda kullanılan sesle kimlik doğrulama sistemlerinin güvenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Yapay zekâ ve makine öğrenmesi yöntemlerinin kullanılacağı çalışmada, sesli kimlik doğrulama sistemleri yanıltıcı ses kayıtlarına karşı daha dirençli hale getirilecek. BURSA (İGFA) - Bursa Teknik Üniversitesi akademisyenleri tarafından hazırlanan ve ses tabanlı biyometrik sistemlerde güvenli kimlik doğrulamayı inceleyen “Saldırıya Karşı Dayanıklı Konuşmacı Doğrulama İçin Derin Öğrenme ve Öz Denetimli Öğrenme Tabanlı Yaklaşımların Geliştirilmesi” başlıklı proje, TÜBİTAK tarafından finanse edilmeye uygun bulundu. Projenin yürütücülüğünü, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Hanilçi üstleniyor. Araştırma ekibinde Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Aykut Büker ve Mekatronik Mühendisliği Bölümü’nden Araştırma Görevlisi Dr. Oğuzhan Kurnaz görev alıyor. Proje kapsamında iki yüksek lisans öğrencisine de burs imkanı sağlanıyor. Bu öğrenciler, sesli kimlik doğrulama ve sahte ses tespit teknikleri üzerine araştırma yaparak hem bilimsel alana katkıda bulunacak hem de bu alanda yetkin uzmanların yetişmesine destek verecek. Proje, bankacılık, çağrı merkezleri ve dijital hizmetlerde yaygın olarak kullanılan sesle kimlik doğrulama mekanizmalarının güvenliğini artırmayı hedefliyor. Günümüzde yapay zekâ yardımıyla oluşturulan sahte sesler veya önceden kaydedilmiş seslerin kullanılması gibi yöntemlerle bu sistemlerin aşılması ciddi bir güvenlik açığı teşkil ediyor. BTÜ’lü akademisyenler, bu tür siber saldırılara karşı daha güçlü sistemler geliştirmek için çalışmalarını sürdürecek. “YANILTICI SESLERİ FARK EDECEĞİZ” Proje ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Cemal Hanilçi, “Çalışmamızda bir kişinin sesinin özgünlüğünü doğrulayan otomatik konuşmacı doğrulama sistemleri ve yanıltıcı sesleri tespit eden güvenlik önlemleri bir arada değerlendirilecek. Bu çerçevede yapay zekâ ve makine öğrenmesi algoritmalarını kullanarak sesli kimlik doğrulama sistemlerinin sahte seslere karşı daha güvenilir hale getirilmesi hedefleniyor. Proje sonucunda elde edilecek bulguların, kamu kurumları ve özel sektörde kullanılan sesli kimlik doğrulama sistemlerinin güvenliğini artıracağına inanıyoruz. Bu sayede dijital platformlarda kimlik doğrulama süreçlerinin daha emniyetli bir şekilde gerçekleştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz” dedi. REKTÖR ÇAĞLAR: ÇÖZÜM ODAKLI ARAŞTIRMALARI YANINDAYIZ BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar ise dijital güvenliğin günümüz koşullarında büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Yapay zekâ ve veri analiz teknolojilerinin hızla ilerlediği bu dönemde, dijital kimlik doğrulama sistemlerinin güvenliği her zamankinden daha kritik bir hal almıştır. Üniversitemiz akademisyenlerinin yürüttüğü bu araştırma, hem bilimsel bilgi birikimine katkı sağlayacak hem de bankacılık, çağrı merkezleri ve dijital hizmetler gibi birçok sektörde kullanılan sistemlerin daha güvenli bir şekilde işlev görmesine yardımcı olacaktır. BTÜ olarak toplumsal sorunlara çözüm üreten, teknolojiye dayalı ve yenilikçi araştırmaları desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

İzmir ilham dolu buluşmaya hazırlanıyor Haber

İzmir ilham dolu buluşmaya hazırlanıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, BASİFED ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu iş birliğiyle 9 Mart’ta gerçekleştirilecek zirve, kadınların toplumsal, ekonomik ve kültürel gücünü görünür kılmayı hedefliyor. İZMİR (İGFA) - 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında İzmir, önemli bir zirveye ev sahipliği yapacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu iş birliğiyle düzenlenecek “Cesaretin Adı: Kadın” zirvesi, 9 Mart saat 09.30’da Tarihi Havagazı Fabrikası’nda başlayacak. Projenin fikir lideri olan Öznur Tugay, zirve öncesi düzenlenen basın toplantısında, etkinliğin İzmir’den yükselen ilham verici bir ses olacağına inandığını söyledi. Tugay, “Kadınların emeğini, bilgisini ve liderlik potansiyelini odağına alacak bu zirve; yalnızca bir etkinlik değil, eşitlik, dayanışma ve ortak gelecek adına güçlü bir çağrıdır. Kadın girişimciliğinden liderliğe; yapay zekâ ve toplumsal cinsiyet ilişkisine, iş dünyasında ve medyada kadının yerine kadar birçok önemli başlık ele alınacak” dedi. Zirvede, kadınların eşit koşullarda var olduğu bir toplumun daha adil, üretken ve umut dolu bir geleceğin anahtarı olduğunu vurgulayan Tugay, etkinliğin paylaşılan bilgiler ve kurulacak temaslarla sadece bugünü değil yarını da şekillendireceğini belirtti. Etkinlik, ramazan ayı vesilesiyle düzenlenecek iftar buluşmasıyla sona erecek. BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, zirvenin iş dünyası temsilcileri, kadın girişimciler, akademisyenler, sanatçılar, medya mensupları ve gençleri bir araya getireceğini söyledi. Güneş, “Ekonomik kalkınma ve toplumsal refah, kadınların üretimde, yönetimde ve karar mekanizmalarında eşit temsil edilmesiyle mümkündür. Bu zirvede sadece ilham verici hikâyeleri değil, somut çözüm önerilerini ve iş birliği modellerini konuşacağız” ifadelerini kullandı. TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Celep ise zirvenin güçlü sesleri bir araya getireceğini belirterek, “Başarılı iş kadınlarımızı, iletişimcilerimizi, sanat ve akademi alanındaki öncü isimleri ağırlayacağız. Kadın varsa yarın var diyoruz ve bu zirvede tüm kadınları bir arada görmek istiyoruz” dedi. Zirve, kadınların toplumsal, ekonomik ve kültürel güçlerini görünür kılmak ve İzmir’den Türkiye’ye örnek bir model sunmak amacıyla gerçekleştirilecek.

Sakarya’da ramazan etkinlikleri ilim ve sanatı buluşturdu Haber

Sakarya’da ramazan etkinlikleri ilim ve sanatı buluşturdu

Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan Kültür Sanat Takvimi, önemli bir ilim ve sanat buluşmasına ev sahipliği yaptı. SAKARYA (İGFA) - Sakarya Büyükşehir Ramazan Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Bursevî’nin Kaleminden” hat sergisi kapılarını OSM’de açtı. 24 eserin yer aldığı sergide Bursevî’nin kendi elinden çıkan hat örnekleri sanatseverlerle buluşurken, alanında uzman akademisyenler sergi sonrası düzenlenen panelde Bursevî’nin Osmanlı düşünce geleneğine bıraktığı mirası değerlendirdi. Ofis Sanat Merkezi’nde düzenlenen programda “Bursevî’nin Kaleminden” adlı hat sergisi sanatseverlerin ziyaretine açıldı, ardından düzenlenen “Bir Mütefekkir Olarak İsmâil Hakkı Bursevî” panelinde büyük mutasavvıfın düşünce dünyası konuşuldu. 24 ESER, DOĞRUDAN BURSEVÎ’NİN KALEMİNDEN Sergide, 17. yüzyılın önemli mutasavvıf ve müelliflerinden İsmâil Hakkı Bursevî’nin tefsir, tasavvuf, hadis, kelâm, fıkıh, ahlâk ve edebiyat alanındaki zengin birikimini yansıtan eserler yer aldı. Toplam 24 eserin sergilendiği seçkide, Bursevî’nin bizzat kendi elinden çıkan hat örnekleri sanatseverlerle buluştu. Serginin açılışına ise İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Acar, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Alpay Şirin ve çok sayıda sanatsever katıldı. BURSEVÎ’NİN ÇOK YÖNLÜ MİRASI KONUŞULDU Serginin ardından gerçekleştirilen panelde alanında uzman isimler Bursevî’nin Osmanlı düşünce geleneğini değerlendirirken panelin moderatörlüğüni Prof. Dr. Sezai Küçük üstlendi. BÜYÜK BİR İLİM VE TASAVVUF MİRASI Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mustafa Kara, Bursevî’ye ilişkin değerlendirmesinde, “Benim kanaatimce Arapça ve Farsçayı Türkçeyle birlikte ustalıkla kullanan İsmail Hakkı Bursevî, Bursa’nın altı asırlık tarihinde en çok eser veren isimdir ve bu yüzden ona altın madalya veriyorum. Bulgaristan’ın Aydos şehrinde doğmuş bir Balkan muhaciri olarak Bursa’da büyük bir ilim ve tasavvuf mirası bırakmış, nazım ve nesirle sayısız eser kaleme almıştır. Bu üretkenlik bana göre ilahî bir lütuftur. Bursa kültürünü yazanlar arasında Şemseddin Mürsi ve günümüzde tasavvufu anlatan Süleyman Uludağ da önemli isimlerdir ancak Bursevî kalem gücü ve hat sanatındaki ustalığıyla benim nazarımda birincidir” dedi. MÜCAHİT OLARAK AVUSTURYA SEFERİNE KATILMIŞTIR Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Ali Namlı ise, “Benim hocamın hocası olan Emin Işık’tan öğrendiğim gibi, kıyamet kopmazsa insanlar üç–dört bin yıl önce yaşamış birini boşuna anmaz. Anılanlar unutulmaması gereken büyük şahsiyetlerdir ve İsmail Hakkı Bursevî de onlardan biridir. O, zamanı ve mekânı aşan eserler vermiş bir sûfi, âlim, edip, bestekâr ve hattattır. 100 binden fazla beyit yazmış, cami kürsüsünde vaaz etmiş ve dinî ilimlerde derin eserler bırakmıştır. Aynı zamanda bir mücahit olarak Avusturya seferine katılmış, savaşmış ve yaralanmıştır. Küçük yaşta annesini kaybetmiş, şeyhi Osman Efendi’nin rehberliğinde yetişmiş ve sonunda Bursa Ulu Cami’de vaaz verecek seviyeye ulaşmıştır” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.