Hava Durumu

#Basın Açıklaması

Haberler Güncel Haber Gündem Haberler | habergüncel.com.tr - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeniden Refahlı Bekin'den Tom Barrack tepkisi Haber

Yeniden Refahlı Bekin'den Tom Barrack tepkisi

Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın açıklamalarına tepki gösterdi. TBMM'de basın açıklaması yapan Bekin, "Türkiye'ye karşı müstemleke bir ülke anlayışı ortaya koyan ABD'nin Türkiye Büyükelçisinin derhal Dışişleri Bakanlığına çağrılarak kendisine nota verilmesi ve 'istenmeyen kişi' olarak ilan edilmesi gerekir" dedi. ANKARA (İGFA) - Yeniden Refah Partili Bekin, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack'ın açıklamalarına tepki gösterdi. Barrack'ın sorumluluk alanını aşan talihsiz bir açıklama yaptığını vurgulayan Bekin, "Barrack'ın bu açıklamaları, ABD'nin 1950'lerden bugüne kadar Orta Doğu'da yürüttüğü politikaların bir iz düşümü niteliğindedir, çünkü ABD 'demokrasi' adı altında demokrasi karşıtı yönetimleri iş başına getirmek suretiyle daha kolay yoldan Orta Doğu üzerinde nüfuz sahibi olmayı adet edinmiştir. Bu anlayışla halen aynı politikaları sürdürüyor. Bütün bunları İsrail'in güvenliği ve istikrarı için yapıyor." değerlendirmesinde bulundu. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre Barrack'ın daha önce de benzer açıklamalar yaptığını anımsatan Bekin, Barrack'ın üstenci bir yaklaşımla, bir büyükelçinin görev ve sorumluluk anlayışına sığmayan söylemlerle Türkiye'ye yön vermeye kalkışmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını vurguladı. Doğan Bekin, "Türkiye'ye karşı müstemleke bir ülke anlayışı ortaya koyan ABD'nin Türkiye Büyükelçisinin derhal Dışişleri Bakanlığına çağrılarak kendisine nota verilmesi ve 'istenmeyen kişi' olarak ilan edilmesi gerekir." ifadesini kullandı.

ASM arazilerinin satışına tepki! Sağlıkta büyük çelişki! Haber

ASM arazilerinin satışına tepki! Sağlıkta büyük çelişki!

Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Ahmet Mehlepçi, Cumhurbaşkanlığı kararıyla bazı Aile Sağlığı Merkezlerinin bulunduğu arazilerin satışa çıkarılmasına sert tepki gösterdi. İSTANBUL (İGFA) - Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, 25 Mart 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile bazı Aile Sağlığı Merkezlerinin (ASM) bulunduğu arsa ve arazilerin satışa çıkarılmasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Mehlepçi, söz konusu kararın sağlık politikaları açısından ciddi sorunlar barındırdığını ifade etti. Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı başında “1000 Aile Sağlığı Merkezi yapılacak” vaadini hatırlatan Mehlepçi, gelinen noktada yeni merkezler inşa edilmesi gerekirken mevcut ASM’lerin bulunduğu alanların satışa çıkarıldığını belirtti. Açıklamaya göre, karar kapsamında 27 ilde toplam 55 arsa satış listesine alındı ve bu alanların bir kısmında hâlihazırda ASM’ler bulunuyor. Aile Sağlığı Merkezlerinin yalnızca sağlık hizmeti sunulan yerler olmadığını vurgulayan Mehlepçi, bu yapıların aynı zamanda deprem gibi afet durumlarında “güvenli alan” olarak kritik rol üstlendiğine dikkat çekti. Özellikle büyük şehirlerdeki müstakil ve geniş alanlara sahip ASM’lerin, afet yönetimi açısından hayati öneme sahip olduğunu dile getirdi. İstanbul’da bazı ASM’lerin kentsel dönüşüm nedeniyle yıkıldığını hatırlatan Mehlepçi, yeni alan bulunamadığı belirtilirken mevcut arsaların satışa çıkarılmasını “planlama eksikliği” olarak değerlendirdi. Ayrıca geçmişte bu merkezler için yapılan güçlendirme harcamalarının da sorgulanması gerektiğini ifade etti. Mehlepçi, toplumun ihtiyacının uzak ve yüksek maliyetli şehir hastanelerinden ziyade, erişilebilir ve yaygın Aile Sağlığı Merkezleri olduğunu belirterek, satış kararlarının sağlık sistemine katkı sağlamayacağını savundu. Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunan Mehlepçi, mevcut ASM’lerin neden satışa çıkarıldığı, sağlık çalışanlarının ve vatandaşların bu süreçten nasıl etkileneceği gibi soruların yanıtlanmasını istedi.

Başkan Tugay: Bu utanç vakasıdır Haber

Başkan Tugay: Bu utanç vakasıdır

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, polis barikatıyla çevrili Meslek Fabrikası’ndaki nöbetin dördüncü gününde içeriye girdi. Binadaki demirbaşlar için mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte tespit işlemlerine katılan Tugay, daha sonra basın açıklaması yaptı. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Meslek Fabrikası ve içindeki demirbaş niteliğindeki donanıma hukuka aykırı biçimde el konulması nedeniyle bugün sabah saatlerinde içerideki mevcut durumun tespitini talep etti. Başkan Dr. Cemil Tugay başvurucu kurum adına “asil” sıfatıyla hakim nezaretinde bugün sabah 10.00 sıralarında Meslek Fabrikası’na girme talebini ilettikten sonra mahkeme heyeti ile birlikte bir süre kapıda bekletildi. Başkan Cemil Tugay, nöbetin dördüncü gününde polis barikatını geçerek mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte içeri girdi ve tespit işlemlerine katıldı. CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu Üyesi Yalçın Karatepe, CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, sendika ile siyasi parti temsilcileri ve İzmirlilerin destek verdiği Başkan Tugay, gelişmelerin ardından fabrikadan çıkarak basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Süreç hakkında detaylı bilgi veren Başkan Tugay, “Olayı hukuk zemininde çözmeye çalışıyoruz. Türkiye tarihinde ilk defa polis eşliğinde işgale karşı bir irade göstermek üzere nöbet tutmaya devam ettik. Ancak sorunun çözümü idari ya da hukuki olacak, bunu biliyoruz. Şiddetle olması mümkün değil. Başından beri her şey hukuksuz yürüdüğü için kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için önemliydi. Burası polis ablukasına alındığında girmek istediğimi söylemiştim, izin verilmemişti. Ben belediye başkanıyım, herhangi bir yapıya zarar verme durumum yok. Bugün mahkemenin tespit işlemi sırasında belediye başkanı olarak içeri almak durumunda kaldılar. Ama başta yine bir mukavemet oldu. Yine üst makamlara soralım denildi. Onlar onay vermedi diye olumsuz cevap da verildi. Nihayetinde tespiti isteyen kurumların en başındaki kişi olarak içeri alındık. Yapıdaki restorasyon, tadilat, eşyalarımız, tesisat ile ilgili bir bilirkişi heyeti tespit yaparken, ben de onlara eşlik ettim. Ne kadar üzgün olduğumu anlatamam. Meslek Fabrikası’nın kurslarında kullanılan bütün o malzemeler, mutfaklarından bilgisayarlarına, dershane odalarından tutun pek çok malzemeye kadar yerli yerinde duruyor. Devlet kurumları arasında bir mülkiyet sorunu mahkemeye yansımışsa, bu durum sonuçlanana kadar yapılacak şey polisle burayı işgal etmek midir? Yoksa mahkeme sonuçlanana kadar beklemek ve ona göre tutum almak mıdır? Maalesef konuyu bu hale getiren İzmir’de iktidarın temsilcisi olan milletvekilleridir. Onlar emniyet güçlerini de baskı altında tutuyorlar. Mahkemeleri de baskı altında tutmaya çalışıyorlar” diye konuştu. “BU BİR UTANÇ VAKASIDIR” Bu durumu bu hâle getirenlerin utanması gerektiğini söyleyen Tugay, “Başından beri söylüyorum: Bu bir utanç vakasıdır. Türkiye’de ilk defa bir kamu kurumunun mülkü, başka bir kamu kurumunun mülkiyet iddiası nedeniyle polis zoruyla işgal edilmiş, abluka altına alınmış ve ele geçirilmiştir. Bu, Türkiye tarihinde bir ilktir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün İzmir’de 3 bin 500 gayrimenkulü var. Bunu bu şekilde, polis eşliğinde yapmak zorunda değiller. Bu tamamen, belediyeye sorun çıkarmaya çalışan AK Partili milletvekillerinin eseridir. İzmir’in AK Partili milletvekilleri buraya bir gramlık hizmet getirmedikleri gibi, belediyenin her işini Ankara’da engellemeye çalıştılar. Şu anda da bu binalarımızı da bizlerden alarak ilave zorluklar yaratmaya çalışıyorlar. İzmir halkının bu gerçeklerin farkında olması gerektiğini söylüyorum” diye konuştu. Ülkemizde kötülüğün normalleştirilmeye çalışıldığını belirten Tugay, “Artık, biz bu kötülüğü yapıyoruz, siz de kabullenmek zorundasınız anlayışı var. Bizden bunu istiyorlar. Türkiye’nin her yerinde inanılmaz bir hukuksuzluk yaşanıyor. Türkiye iyi bir yere gitmiyor. Bu döner dolaşır, herkesin kapısının önüne gelir. Bu şekilde sağlıklı ve normal bir yaşam sürmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Bursa’da DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den iş cinayetlerine karşı ortak tepki! Haber

Bursa’da DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den iş cinayetlerine karşı ortak tepki!

Dilovası’nda meydana gelen ve 2’si çocuk 6 çalışanın yaşamını yitirdiği parfüm deposu yangını sonrasında Bursa Kent Meydanı’nda toplanan DİSK, KESK, TMMOB ve Bursa Tabip Odası, iş cinayetlerine yönelik sert bir tepki gösterdi: “Çalışırken öldürülmek istemiyoruz.” Dilovası’nda 9 Kasım’da bir parfüm deposunda çıkan yangın, Bursa’daki emek ve meslek örgütlerini yeniden harekete geçirdi. Yangında 2’si çocuk 6 çalışanın hayatını kaybetmesi sonrası TMMOB, DİSK, KESK ve Bursa Tabip Odası, Kent Meydanı’nda ortak bir basın açıklaması yaparak iş cinayetlerine dikkat çekti ve sorumluların hesap vermesini talep etti. Açıklamayı DİSK Güney Marmara Bölge Temsilcisi ve Birleşik Metal-İş Bursa Şube Başkanı Gökhan Aydın yaptı. Aydın, bu olayların “kaza” olmadığını, açıkça ihmal ve sistematik denetimsizliğin sonucunda meydana geldiğini ifade etti. “BU BİR KAZA DEĞİL; İHMAL VE SORUMSUZLUK” Aydın, Dilovası’ndaki yangında hayatını kaybeden çalışanların ihmal sonucu kaderlerine terk edildiklerini söyleyerek, “Bu yangında kaybettiğimiz emekçiler, alınmayan önlemler ve kâr hırsı nedeniyle hiçe sayılan insan yaşamının kurbanıdır. Bu bir kaza değildir; ihmalin ve denetimsizliğin sonucudur.” ifadelerini kullandı. TÜRKİYE’DE İŞ CİNAYETLERİ DEVAM EDİYOR Aydın, “Daha kaç işçi can verecek? Aynı acıyı kaç kez yaşayacağız?” sözleriyle iş cinayetlerinin devam ettiğine vurgu yaparak, Dilovası yangınının ülkenin farklı köşelerinde meydana gelen diğer işçi ölümleriyle ilişkili olduğunu belirtti ve son yıllarda yaşanan bazı olayları hatırlattı. 11 Kasım 2025 – Diyarbakır Kulp: Köprü iskelesi çökmesi sonucu 4 işçi öldü. 24 Aralık 2024 – Balıkesir Karesi: Mühimmat fabrikası patlamasında 11 işçi hayatını kaybetti. 30 Eylül 2013 – Sakarya Pamukova: Tarım işçilerini taşıyan araç devrildi, 7 işçi öldü. 29 Aralık 2005 – Bursa Nilüfer: Tekstil fabrikası yangınında biri hamile 5 kadın işçi yaşamını yitirdi. “HER ÖLÜM BİR SUÇTUR” Aydın, “Bu örneklerin tümü aynı sistemin ürünüdür” diyerek, Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği politikalarının kağıt üzerinde kaldığını vurguladı ve ortak açıklama olarak, “İşyerlerinde yaşanan her ölüm kader değil, suçtur. Denetlenmeyen her işletme, alınmayan her önlem cinayete ortaktır. Güvencesiz ve yasadışı çalıştırma durdurulmalıdır. Çocuk işçilik derhal son bulmalıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır.” dedi. Örgütler, iş cinayetlerinin siyasi tercih ve sermaye politikaları nedeniyle devam ettiğini belirterek acil kamusal ve bağımsız denetim çağrısında bulundu. Basın açıklaması alkışlarla sona ererken, emek örgütleri iş cinayetlerine karşı mücadelenin devam edeceğini açıkladı.

Düzce Belediyesi binasının yıkımı tepki çekti! Haber

Düzce Belediyesi binasının yıkımı tepki çekti!

Bir süredir Düzce gündeminde tartışmalara neden olan Cedidiye Kent Meydanı’ndaki Düzce Belediyesi hizmet binasının, tüm tepkilere rağmen apar topar yıkılmasına yönelik tepkiler büyüyor. Sefer DEMİR / DÜZCE (İGFA) - Düzce'de sabah saatlerinde başlayan yıkım sırasında bina önündeki bayrak direklerinde asılı olan Türk bayraklarının dahi indirilmeden çalışmalara başlanması, kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Anahtar Parti Düzce Gençlik Kolları Başkanı Muhammed Doğan Kaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda duruma tepki göstererek, “Bayraklar bile indirilmeden bu acelecilik yanlıştır, hatalıdır” ifadelerini kullandı. Öte yandan dün, çeşitli siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları da aynı meydanda bir araya gelerek yıkıma ilişkin basın açıklaması yapmıştı. 2007 yılında hizmete giren belediye binasının bu kadar kısa sürede ve gerekçesiz şekilde yıkılmasına anlam veremeyen Düzceliler, “Binanın neden yıkıldığı açıklanmalı” çağrısında bulundu. Vatandaşlar ayrıca, binanın içinde bulunan kapı, pencere ve diğer malzemelerin dahi sökülmeden yıkım işleminin başlatılmasına tepki göstererek “Yangından mal mı kaçırıyorsunuz? Bayrakları da mı yıkacaksınız?”sorularını yöneltti. Yıkımın neden aceleye getirildiği konusunda Düzce Belediyesi’nden henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.