Hava Durumu

#Can Güvenliği

Haberler Güncel Haber Gündem Haberler | habergüncel.com.tr - Can Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Can Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mudanya’da tepki büyüyor! Mahalleli isyanda... Haber

Mudanya’da tepki büyüyor! Mahalleli isyanda...

Köylünün, esnafın ve kötü hizmetler nedeniyle bunalmış Mudanyalıların tepkisi her geçen gün büyüyor. şimdi de Bademli Mahallesi’nde yaşanan tartışmalı bir inşaat projesi nedeniyle eleştirilerin odağında. BURSA (İGFA) – Mudanya’nın Bademli Mahallesi İbrahim Orhan Caddesi’nde devam eden villa projeleri nedeniyle mahalle sakinleri ciddi mağduriyet yaşadıklarını dile getiriyor. Vatandaşlar, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ın aile şirketi olduğu belirtilen Yonca İnşaat tarafından yürütülen proje sırasında iş güvenliği, çevre güvenliği ve vatandaşların can ve mal güvenliğinin hiçe sayıldığını iddia ediyor. Bölge sakinleri, inşaat sürecinde çalışan ağır tonajlı kamyonların caddeyi adeta kullanılamaz hale getirdiğini belirterek yolların aylarca düzeltilmediğini ifade ediyor. Yapılan geçici parke taşlarının ise kısa sürede araçların geçemeyeceği şekilde yeniden bozulduğu belirtiliyor. Tepkilerini dile getiren mahalle sakinleri, “Bu yolları perişan hale getiren bu inşaat faaliyetleri ise, yolların tamiri neden kamu kaynaklarıyla yapılmak zorunda kalıyor? Birileri ev satıp para kazanırken ortaya çıkan zararı yine vatandaşın ödediği kamu bütçesi mi karşılayacak?” dedi. Elektrik Kabloları Tehlike Saçıyordu Mahalle sakinlerinin iddialarına göre inşaat alanından cadde üzerinden gelişigüzel geçirilen elektrik kabloları ciddi bir güvenlik riski oluşturuyordu. Vatandaşlar, kabloların üzerine yalnızca üzerinde çiviler bulunan bir tahta konularak sözde bir önlem alındığını ve bunun özellikle çocuklar, yayalar ve yolu kullanan araçlar için büyük tehlike yarattığını ifade ediyor. Mahalle sakinleri ayrıca yapılan hiçbir şikâyetin sorumlu yöneticiler tarafından dikkate alınmamasından dolayı büyük bir hayal kırıklığı yaşadıklarını belirtiyor. Caddenin istif alanına dönmesinin yanında kaynak ve demir kesme makinelerinin kablolarının da aynı şekilde cadde üzerinden geçirildiği ve profesyonel hiçbir güvenlik önlemi alınmadığı iddia ediliyor. Zeytin Ağaçları Kesildiği İddiası Mahalle sakinleri ayrıca proje alanında bulunan çok sayıda zeytin ağacının birkaç gün içerisinde kesilerek yok edildiğini ileri sürüyor. Vatandaşlar, bu ağaçların kesilmek yerine uygun yöntemlerle başka alanlara taşınabileceğini ve bunun çevre açısından ciddi bir kayıp olduğunu dile getiriyor. Kaçak Havuz İddiası Mahalle halkı, köy yerleşkelerinde kaçak olduğu iddia edilen yapılar nedeniyle yıkım çalışmaları sürerken, belediye başkanının proje alanında yer aldığı belirtilen ısıtmalı havuzun da imar mevzuatına aykırı olduğu yönünde iddiaların bulunduğunu ve bu konunun bazı gazeteciler tarafından köşe yazılarında da gündeme getirildiğini söylüyor. “Caddeyi Babalarının Malı Gibi Kullanıyorlar” Bölge sakinleri, yaşanan sorunları defalarca CİMER’e, Bursa Valiliği’ne, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Mudanya Belediyesi’ne ilettiklerini ancak buna rağmen herhangi bir ciddi müdahale yapılmadığını iddia ediyor. Mahalle halkı, aylarca inşaat alanında bilgilendirme tabelası dahi bulunmadığını, şikâyetlerden sonra küçük bir A3 kağıdı büyüklüğünde plastik bir tabela konulduğunu, birkaç gün sonra ise bu tabelanın da kaldırıldığını belirterek, “Caddeyi adeta babalarının malı gibi kullanıyorlar. Mahalle halkına saygı gösterilmiyor.” diyerek tepki gösteriyor. Mudanyalılar Cevap Bekliyor Yaşanan tüm bu gelişmeler karşısında Mudanyalılar yalnızca yerel yönetimi değil, siyasi sorumluları da göreve çağırıyor. Vatandaşlar, yaşanan bu sorunlar karşısında yalnızca dinlemek ve izlemekle yetinen CHP’li yöneticilere ve bölge milletvekillerine, iktidar olmaya talip bir siyasi partinin bu tür yerel yönetim uygulamalarıyla halka nasıl referans olabileceğini sorguladıklarını ifade ediyor. Mudanyalılar, yaşanan sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini belirterek, “Vatandaşın can güvenliği, çevre ve kamu düzeni bu kadar açık şekilde ihlal edilirken kim sorumluluk alacak? Mudanya halkı artık bu sorumsuzlukların sona ermesini ve yetkililerin görevlerini yerine getirmesini bekliyor.” diye konuştular.

İzocam: Yalıtım, yapı güvenliği için ertelenmemesi gereken bir yatırımdır Haber

İzocam: Yalıtım, yapı güvenliği için ertelenmemesi gereken bir yatırımdır

Türkiye’nin lider yalıtım üreticisi İzocam, 1-7 Mart Deprem Haftası'nda binaların depreme dayanıklılığı için yalıtım uygulamalarının önemine dikkat çekti. İzocam Satış ve Pazarlama Direktörü Erdal Bozok, depreme hazırlığın ertelenebilecek bir maliyet değil; can güvenliği için yapılması gereken stratejik bir yatırım olduğunu vurguladı. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye’nin lider yalıtım markası İzocam, ülkemizde her yıl 1–7 Mart tarihleri arasında düzenlenen Deprem Haftası’nda, “Bugünlere Yalıtım, Yarınlara Yatırım” mesajıyla yapı güvenliğinin artırılmasında yalıtımın önemine dikkat çekti. Depreme hazırlığın ertelenebilecek bir maliyet değil, doğrudan can güvenliğiyle ilgili temel bir öncelik olduğunu vurgulayan İzocam Satış ve Pazarlama Direktörü Erdal Bozok, “Türkiye’deki mevcut yapı stokunun deprem gerçeği ışığında, kapsamlı ve entegre bir bakış açısıyla ele alınması büyük önem taşımaktadır. Deprem riskine karşı gerçek ve kalıcı bir risk azaltımı ancak önleyici ve bütüncül bir yaklaşımla mümkündür. Yapı güvenliği; malzeme kalitesi, doğru uygulama ve yapı fiziği performansının birlikte ele alınmasını zorunlu kılar. Temelden çatıya kadar doğru yalıtım çözümleriyle desteklenmeyen bir yapının, bütüncül anlamda güvenli kabul edilmesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Yalıtım uygulamalarının, çoğu zaman enerji tasarrufu ve konfor başlığı altında ele alınmasına karşın yapı dayanıklılığı açısından da kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Erdal Bozok, standartlara uygun şekilde tasarlanmış ve doğru uygulanmış bir yalıtım sistemi, yapı elemanlarını dış etkilere karşı koruyarak binaların uzun vadeli performansını güvence altına alındığını söyledi. Özellikle yapı elemanlarında oluşan yoğuşmanın zaman içinde bina güvenliğini doğrudan etkileyen kritik bir risk unsuru olduğunu ifade eden Bozok, "Ara kesitlerde yoğuşan su; taşıyıcı sistemlerdeki donatıların korozyona uğramasına, kesitlerinin azalmasına ve buna bağlı olarak yük taşıma kapasitesinin ciddi ölçüde düşmesine neden olabilmektedir. Ayrıca yapı bileşenleri içerisinde biriken su, soğuk mevsimlerde donarak, sıcak mevsimlerde ise buharlaşarak beton bütünlüğünün bozulmasına ve çatlakların oluşmasına yol açmaktadır. Bu nedenle doğru tasarlanmış bir yalıtım sisteminde, yoğuşan suyun aynı yıl içinde güvenli şekilde buharlaşması büyük önem taşımaktadır ve standartta yapılan hesaplamalar ile yoğuşacak suyun kütlesi sınırlandırılarak yapılar güvence altına alınmaktadır. Duvarlarda ve döşemelerde oluşabilecek yoğuşma ve rutubet gibi olumsuz etkilerin önlenmesi, korozyon, donma–çözülme gibi yapısal zayıflamaların önüne geçer ve taşıyıcı sistemin uzun yıllar performansını korumasını sağlar. Dolayısıyla yalıtım yalnızca enerji faturalarını düşüren bir uygulama değildir; yapının sağlığını koruyan ve deprem anındaki performansını destekleyen tamamlayıcı bir unsurdur. Depreme dayanıklı bir gelecek için sessiz ama stratejik bir güvenlik katmanıdır. Bu nedenle yalıtımın hem yeni inşa edilen hem de mevcut binalarda yapı güvenliği için ertelenmemesi gereken bir yatırım olduğu unutulmamalıdır” diye konuştu. RİSKLİ YAPI STOĞUNA SAHİP BÖLGELERDE DÖNÜŞÜM HIZ KAZANMALI Aktif fay hatları üzerinde yer alan ülkemizde, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen yapıların önemli bir bölümünün hem deprem güvenliği hem de enerji performansı açısından güncel mevzuat ve standartların gerisinde kaldığını belirten İzocam Satış ve Pazarlama Direktörü Erdal Bozok, bu tablo karşısında riskli yapı stokuna sahip bölgelerde dönüşüm sürecinin hızlandırılmasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti. Kentsel dönüşümün ise yalnızca yapıların yenilenmesi olarak ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Bozok, “Gerçek anlamda bir kentsel dönüşüm; enerji verimli, sürdürülebilir, dayanıklı ve uzun ömürlü yapılar inşa etmeyi kapsamalıdır. Deprem güvenliği ile enerji performansı birbirinden bağımsız düşünülemez. Toprak altı uygulamalarda kullanılan yüksek basma mukavemetine sahip ekstrüde polistiren (XPS) yalıtım levhaları, yapıyı su ve mekanik yüklere karşı koruyarak taşıyıcı sistemin performansını destekler. Cephe sistemlerinde tercih edilen nitelikli ve standartlara uygun camyünü ve taşyünü ürünler hem enerji verimliliğini artırmakta hem de yangın güvenliği açısından önemli katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle, bilimsel verilerle desteklenen doğru malzeme seçimi ve doğru uygulama pratiklerinin yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Nitelikli yalıtım çözümlerinin dönüşüm projelerinde standart bir uygulama haline gelmesi güvenli ve sürdürülebilir bir yapı stoğu oluşturmanın temel şartıdır” dedi. YENİ STANDARTLAR, UZUN VADELİ YAPI PERFORMANSINI DESTEKLİYOR 2025 yılı itibarıyla yürürlüğe giren TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı ile enerji performansına ilişkin yeni düzenlemelerin sektörde kapsamlı bir dönüşüm sürecini başlattığını belirten İzocam Satış ve Pazarlama Direktörü Erdal Bozok, bu değişimin yalnızca enerji tasarrufunu artırmakla sınırlı kalmadığını; aynı zamanda yapıların uzun vadeli dayanıklılığına ve performansına da önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Türkiye’de toplam enerji tüketiminin yaklaşık üçte birinin binalarda gerçekleştiğini, bu tüketimin büyük bölümünün ise ısıtma ve soğutma kaynaklı olduğunu hatırlatan Bozok, sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji verimliliği yüksek ve doğru yalıtılmış binalar; ekonomik, çevresel ve yapısal açıdan çok daha güçlü bir performans sergiler. Daha az enerji tüketen, karbon salımı düşük ve dayanıklılığı yüksek bir yapı stoku oluşturmak, deprem gerçeğiyle yaşayan ülkemiz için yalnızca bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Tüm bu nedenlerle, deprem riskini konuşmakla yetinmemeli, riskleri azaltacak somut adımları hayata geçirmeliyiz. Depreme hazırlık ertelenebilecek bir maliyet kalemi değil; can güvenliğini önceleyen, uzun vadeli bir yatırımdır. Doğru malzeme seçimi, standartlara uygun uygulama ve güncel mevzuata tam uyumla güçlendirilmiş yapılar, yalnızca bugünün değil, yarının da güvencesini oluşturur.”

Yangın güvenliğinde yeni dönem İzmir'de konuşuldu Haber

Yangın güvenliğinde yeni dönem İzmir'de konuşuldu

Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’te Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılması planlanan değişiklik kapsamında uygulanması gereken yeni önlem ve düzenlemeler İzmir’de sektör temsilcileriyle birlikte masaya yatırıldı. Mevcut yönetmelik ile yapılması planlanan yeni düzenlemeler hakkında bilgi verildi. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ile İzmir Otel Pansiyon Yurt İşletmecileri Odası’nın ev sahipliğinde Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik’in uygulanması ve yönetmeliğin taslak metninin değerlendirilmesi, sektör temsilcileri ile değerlendirildi. Yine Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” toplantıda değerlendirildi. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’ndeki toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Otel Pansiyon Yurt İşletmecileri Odası Başkanı İbrahim Erel, Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği Başkanı (ETİK) Mehmet İşler, Turizm İl Müdürü Sadık Doğruer, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Yaşar Korkmaz, itfaiye yetkilileri, sektör temsilcileri ve turizm işletmecileri katıldı. “KARTALKAYA YANGINI TÜRKİYE AÇISINDAN MİLAT” Programda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, en fazla özen gösterdikleri konunun can güvenliği olduğunu söyledi. Kartalkaya yangınının Türkiye açısından milat olduğunu belirten Yıldır, “İhmalin, denetimsizliğin bedeli çok ağır. Biz bu bedeli tekrar tekrar ödemek istemiyoruz. İnsanların topluca bulunduğu kamusal yapılardaki önlemler çok büyük önem taşıyor” dedi. Konaklama tesislerinde kalanların, binaya yabancı olduğunu ifade eden Zafer Levent Yıldır, “Tabii panik durumunda doğru yönü bulmaları mümkün değil. Alınmayan her önlem doğrudan hayati risk yaratmakta. Mevzuat bize şunu söylüyor. Sorumluluk sadece itfaiyede değildir. Yapı sahiplerinde, işletmecilerde, yöneticilerde, mimar ve mühendislerde, kamu kurumlarında, yani herkestedir. İtfaiye teşkilatımız denetler, rapor hazırlar ve uyarır. Ama eksikler giderilmezse bedelini tüm toplum ödemek zorunda kalır. Bizim amacımız ceza vermek değil. Amacımız yangınların çıkmaması. Yangınları önlemek için binalarımızı tüm özellikleriyle olması gereken standartlarda tutmak zorundayız. Güvenliği arttırmak için yapacağınız tüm düzenlemelerde her zaman yanınızda olacağımızı söylemek isterim” diye konuştu. “MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ ASLINDA BİRER GÜVENLİK KALKANIDIR” İzmir Otel Pansiyon Yurt İşletmecileri Odası Başkanı İbrahim Veral, İzmir'in güvenliğini ve turizm geleceğini aynı paydada buluşturmak adına toplandıklarını söyledi. Veral, “Yangın yönetmeliğinde yapılan güncelleme yalnızca bir kural değişikliği değil, şehrimizin marka değerini koruma altına alan birer güvenlik kalkanıdır. Sektör temsilcileri olarak temel gayemiz bu değişim sürecini işletmelerimize ağır yükler bindirerek değil, belediyemiz ve ilgili kurumlarımızla tam bir dayanışma içerisinde yönetmek. Bizim için ortak akıl, mevzuatın gereklilikleri ve turizm sektörünün dinamiklerini birleştiren en kısa yoldur” dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'a sektöre verdiği destek için teşekkür eden ETİK Başkanı Mehmet İşler de Bolu Kartalkaya yangınının turizm sektörünün 11 Eylül'ü olduğunu, bu tarihten sonra bütün ezberlerin bozulmaya başladığını vurguladı. İşler, mevzuattaki yeni düzenlemeye işletmelerin hazırlanmasında bazı zorlukların yaşanacağını söyledi. İZMİR’DE 5 BİNE YAKIN KONAKLAMA TESİSİ VAR İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Denetim ve Önleme Şube Müdürü Ahmet Karaman da görevlerinin sadece itfaiye uygunluk raporu (ruhsatı) düzenlemek olduğunu, işletmenin açılması, kapatılması, mühürlenmesi ile ilgili görev, yetki ve sorumluluklarının bulunmadığını, itfaiye uygunluk raporunun iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarına ilişkin yönetmelikteki şartlardan yalnızca bir tanesi olduğunu söyledi. İzmir'de 5 bine yakın konaklama tesisinin bulunduğunu ifade eden Karaman, “Bizler yasal mevzuata göre denetim yapmadan önce işletmenin yangın, sel, su baskını konusunda önlemleri alması lazım. Bizim şu anda girmediğimiz yer kalmadı. Her yeri denetledik. 21 firmaya baca temizleme yetkisi verdik. Yangınların çoğu bacadan çıkıyor. Dikkat edelim. Konaklama tesislerinde yangın güvenliği eğitimleri vermelisiniz” dedi. KRİTİK TARİH 31 MAYIS Toplantıda Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’te bir takım değişiklikler içeren düzenlemeler de ele alındı. Yönetmeliğe göre, ruhsat aşamasında olan işletmelerde yapılacak denetimler sonucunda Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğe uygunluğu gösterir itfaiye raporu ibraz edilmemesi halinde iş yerleri, ilgili ruhsat idaresi tarafından 31 Mayıs 2026 tarihinde faaliyetten men edilecek. Bu kapsamda verilen süre, işletmelere faaliyet izni sunulması anlamına gelmiyor. Yönetmelik hükmüne göre bu süre; itfaiye raporunun tanzimi için gerekli aykırılıkların ya da noksanlıkların giderilmesini sağlayan imalat ve tadilatlar için kullanılacak. İşletmeler için kritik süreç 31 Mayıs 2026'da sona eriyor. Süre sonunda İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsat İdaresi’ne itfaiye raporu ibraz edilmeyen iş yerleri, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilerek kapatılacak. Özellikle konaklama tesislerini yakından ilgilendiren bu düzenleme ile yangın güvenliği şartlarını yerine getirmeyen işletmelerin faaliyetlerine kesin olarak son verilmesi öngörülüyor. Konaklama amaçlı binalarda yangın güvenliğini düzenleyen yönetmeliğin 50’nci maddesinde yapılması planlanan değişiklikle kaçış düzenlemeleri önemli ölçüde sıkılaştırılıyor. Yeni düzenleme ile çok sayıda otel ve pansiyon için iki bağımsız kaçış merdiveni fiilen zorunlu hale gelecek. Değişiklikle birlikte hem çıkış zorunluluğu genişletiliyor hem de tek merdiven istisnası ciddi biçimde daraltılıyor. Ayrıca yangın güvenlik sistemlerinin periyodik denetimleri zorunlu hale geliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.