Hava Durumu

#Felsefe Söyleşileri

Haberler Güncel Haber Gündem Haberler | habergüncel.com.tr - Felsefe Söyleşileri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Felsefe Söyleşileri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BUSİAD'da felsefe söyleşilerine devam Haber

BUSİAD'da felsefe söyleşilerine devam

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD), Bursa Uludağ Üniversitesi ve Bursa Felsefe Kulübü’nün paydaşlığıyla düzenlenen Açık Kapı Toplantıları/Felsefe Söyleşileri 2025-2026 döneminin sekizinci toplantısı, “Camus ve Sartre” başlığıyla gerçekleştirildi. BURSA (İGFA) - Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ogün Ürek’in yönetiminde gerçekleşen etkinliğe, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan konuşmacı olarak katıldı. “Felsefeyi hayattan kopuk görmemek gerekiyor. Nerede insan var orada felsefi bir problem de var” diyen Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan, “Felsefenin üzerinde durduğu konular hemen hemen hepimizi ilgilendiren konulardır. Sartre eser vermeye başladığından ölünceye kadar ifade ettiği bir cümlesi var. “Ben insanlığı korkunç tehlikelere karşı korumak için silahlanmıştım. Oysa herkes insanlığın yetkinliğe doğru yol aldığını söylüyor.” Burada şunu söylüyor. İnsanlık neredeyse orada insanlığa karşı bir tehdit vardır. Bizim görevimiz nerede insanlığa karşı tehdit varsa ona karşı güçlü olmak” dedi. Jean-Paul Sartre’ı, “varoluşçuluğun papası” olarak tanımlayan Prof Dr. Gündoğan, “Sartre ve Camus yazdıklarını yaşayan, yaşadıklarını yazan insanlardır. Gerçek hayat ve felsefe birbirinden ayrılmaz Sartre’a göre. Dünyanın neresinde bir problem varsa Sartre oradadır. Sartre aynı zamanda aydındır. Sartre göre aydın angaje olan bağlantılı olan kişidir. Aydın dediğimiz tavır bizim üstümüze vazife olmayan şeylere de karışan tavırdır. Sartre için filozofu başa alırız sanatçıyı ikinci sıraya alınır. Camus için tam tersi” diye konuştu. “20. yüzyılda iki felsefe yapma tarzı vardı. Biri varoluşçular, diğeri analitik felsefeciler. Varoluşçular insanın, hayatın varlığı, anlamı üzerinde dururlar” diyen Prof. Dr. Gündoğan, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Bu iki tarz 20. yüzyılla birlikte bitmediğine inanıyoruz. 21. yüzyılda bizim Sartre gibilere ihtiyacımız var. 20. yüzyıldaki insan varlığının karşılaştığı tehdit ve tehlikeleri günümüzde kat kat yaşıyoruz. Eskiden teknik insan derdik. Artık Homo Digitalis var. Homo Sapiens artık kalkıyor. Savaş hiçbir zaman bitmedi. Öngörülemeyen bir dünyada yaşıyoruz. 10 yıl önce pandemi yaşayacağımızı hayal etmezdik. İnsanlığın içinde bulunduğu çok önemli bir tehdittir pandemi. Böyle bakınca günümüzde varoluşçuluğa ciddi ihtiyacı olduğunu düşünenlerdenim. Sartre’ın felsefesindeki ide, insanın özgürlüğünü ortaya çıkarmaktır. Bu temel felsefeyi başka bir kavramla ele almak gerekir sorumluluk. Özgürlük ve sorumluluk Sartre felsefesinin temelidir. İnsan demek özgürlük demektir, özgürlük demek insan demektir. Bu özgürlük bize bir sorumluluk da yükler. Sorumluluğun büyük bir ağırlığı vardır. Salt kendimden sorumlu değilim. Sartre da Camus’da insanı kurtarmaya çalışıyor. Camus’da başkaldırı, Sartre ise özgürlük öne çıkar. Başkaldırıda da özgürlük vardır. Başkaldıran insan hayır diyen insandır. Bu hayırı nasıl anlayacağız. Mutlak anlamda hayır Camus’da yoktur. Bir şeye hayır demek başka bir şeye evet demeyi barındırmalıdır. Kötülüğe karşı iyilik, savaşa karşı barışı olmalıdır. Olumsuz olana karşı olumlu olanı içinde bulunduran bir evetle biz absürt olanı aşabiliriz. Bu bireysel başlar. Sadece kendisi için değil. Sartre dünyanın öbür ucundakine karşı sorumluyum der. Veba adlı romanda Camus veba ile mücadele eden bir kahraman yazar. Başkaldırıyoruz öyleyse varız der Camus. İkisini bir araya getiren budur. Sartre eylem olarak bunu göstermiştir. Camus göstermemiştir.” Soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan’a, etkinliğin sonunda Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesine adına yapılan bağışın sertifikası, BUSİAD Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanlarından Buğra Küçükkayalar ve Mehmet Arif Özer tarafından takdim edildi.

BUSİAD Felsefe Söyleşilerinde 'barış' konuşuldu Haber

BUSİAD Felsefe Söyleşilerinde 'barış' konuşuldu

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD), Bursa Uludağ Üniversitesi ve Bursa Felsefe Kulübü iş birliğiyle düzenlenen Açık Kapı Toplantıları/Felsefe Söyleşileri kapsamında, Doç. Dr. Celal Yeşilçayır “Barış Felsefesi ve Çağımızdaki Önemi” başlıklı sunum yaptı. BURSA (İGFA) - BUSİAD’ın geçmiş dönem başkanlarından Mehmet Arif Özer’in yönetiminde gerçekleştirilen etkinlikte, Giresun Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Celal Yeşilçayır, barış kavramının tarihsel ve felsefi boyutlarını katılımcılarla paylaştı. Yeşilçayır, “Barış insanlığın en eski arayışlarından biri. Savaşlar ve çatışmalar nedeniyle akamete uğramıştır. Tarihten ders çıkarmamız gerekiyor. Negatif barış, yalnızca savaşın olmadığı bir durumken, pozitif barış ise barışın hukuki ve kalıcı olarak teminat altına alındığı bir anlayışı ifade eder” dedi. Sunumunda özellikle Immanuel Kant’ın 1795’te kaleme aldığı Ebedi Barış eserine değinen Yeşilçayır, Kant’ın barışı evrensel, kalıcı ve hukuk temelli olarak inşa etme yaklaşımını vurguladı. Yeşilçayır, “Kant, barışı ahlaklı politikacılar, hukuk, cumhuriyet ve milletler birliği üzerine inşa edilmesi gerektiğini söyler. Bu fikirler, 150 yıl sonra kurulan BM Antlaşması’nda da izlerini gösterir. Ancak günümüzde BM’nin özellikle 5 daimi üyesi bu ilkelere bağlı kalmıyor; pozitif barışın sağlanabilmesi eğitim, kültür ve bilinç ile mümkün” ifadelerini kullandı. Etkinlikte Doç. Dr. Yeşilçayır, barış kültürünün eğitim yoluyla yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayarak, nefret söyleminin ve ötekileştirici tutumların ortadan kaldırılmasının önemine değindi. “Sadece eğitim kurumları değil, kitle iletişim araçları da bu süreçte kritik rol oynuyor” dedi. Söyleşi sonunda, Yeşilçayır ve Mehmet Arif Özer’e, Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesi adına yapılan bağışın sertifikası ve anı çinisi, BUSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Ergun Hadi Türkay ve BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu tarafından takdim edildi.

Bursa'da Felsefe Söyleşileri 'zihin felsefesi' ile başladı Haber

Bursa'da Felsefe Söyleşileri 'zihin felsefesi' ile başladı

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD), Bursa Uludağ Üniversitesi ve Bursa Felsefe Kulübü'nün paydaşlığyla düzenlenen Açık Kapı Toplantıları/Felsefe Söyleşileri 2025-2026 döneminin ilk toplantısında, Koç Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Demircioğlu, “Zihin Felsefesi” başlığında bir sunum yaptı. BURSA (İGFA) - Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Becermen’in yönetiminde gerçekleşen söyleşide Doç. Dr. Demircioğlu, “Beyin zihin ilişkisinin bir gizem olduğunu ifade etti. Konuşmasına, felsefenin Aristotoles’in dediği gibi hayretle başladığını ifade ederek giren Doç. Dr. Demircioğlu, “Bir problemi fark etmeden yaşayabilirsiniz. Ancak felsefeci burada bir problem var der ve siz de onun üzerine düşünmeye başlarsınız” dedi. Doç. Dr. Demircioğlu, “Zihin sahibi olan varlık denilince; algılayan, hisseden ve düşünen varlıkların anlaşılır. Kayanın bir iç dünyası yoktur. İnsanın, köpeğin ise vardır. Bu anlamda iç dünyası olan varlıkların zihni olduğunu da ifade edebiliriz. Renk algısı ekşi tadı, satranç hamlesi üzerine düşünme, aşk gibi. Fiziksel deneyimlerin fenomenal bilinç deneyimi olarak adlandırılır. Bedenimizi bir madde olarak değerlendirirsek, bu maddenin içinde fenomenal bilinç deneyimleriyle içinde bir şeyler oluyor. Başka maddelerin böyle bir fenomenal bilinç hali yok. Neden? Ben neye sahibim ki fenomenal bilince sahibim? Beyin varlığının bunu açıklaması gerekir denilebilir. Bazıları burada bir problem yok diyor. Düşünce ve bilinç insan beyninin ürünleridir diyor Engels. Bir kesim için açık seçik ortada olan bir durum var. Bazı felsefeciler için ise hayret edilecek bir şey var.” diye konuştu. FELSEFECİNİN HAYRET ETTİĞİ ŞEY... Doç Dr. Erhan Demircioğlu, “İnsan beyni bir anlamında bir atom yumağı. Bir takım neronlar var ve ağlar kuruyorlar. Peki neden buradan bir bilinç çıksın. Felsefecinin hayret ettiği şey. Herhangi bir maddeden farkı olmayan bir beyinin bir zihin zenginliğini açıklayabilmesi” diyerek, “Bir beyine dışarıdan bakarak, bu bilinç sahibidir diyemeyiz. Bu gördüğümüz beyin maddesi, bizim kahve tadını algılamamızı sağlayamazmış gibi görünüyor. Beyni diğer organlardan ayıran şey ne? Beyni zihnin odağı diye görüyoruz. Böbreği görmüyoruz. İkisi arasındaki farklılıklar kahve tadını almamızdaki farkı neden yaratıyor. Beyin aslında bir et. Düşünen, hisseden ve aşık olan bir et parçası” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Demircioğlu, “Naom Chomsky, bazı şeyler problem, bazı şeyler bir gizemdir der. Bazı şeyleri çözmek için neleri keşfedersek çözeceğimizi bilirsek bu problemdir. Ancak bazı şeyleri çözmek için nelere ihtiyacımızın olduğunu bile bilmiyorsak bu bir gizemdir. Beyin zihin ilişkisi bu açıdan bir gizemdir. Eğer bir zihin sahibiysek, bu bir takım sahip olduğumuz özelliklerle açıklanabiliyor olması gerekiyor. Eğer açıklanamıyorsa ortada bir gizem vardır. Felsefeciler burada ayrılıyor. Birisi eleyici maddecilik, yanılsamacılık deniliyor. Biz zihin sahibi olduğumuzu düşünüyoruz aslında zihin sahibi değiliz diyor. Böylece problem ortadan kalkıyor" dedi. Söyleşi sonrası soruları da yanıtlayan Doç. Dr. Demircioğlu ve Prof. Dr. Becermen’e Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesine adına yapılan bağışın sertifikası, geçmiş dönem BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanlarından Mehmet Arif Özer tarafından verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.