Hava Durumu

#Hareketsizlik

Haberler Güncel Haber Gündem Haberler | habergüncel.com.tr - Hareketsizlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hareketsizlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Obezite hastalığı bel ağrısını tetikliyor! Haber

Obezite hastalığı bel ağrısını tetikliyor!

Sağlık ve yaşam koşullarınıniyileşmesi nedeniyle artan yaşlı nüfusun yanı sıra obeziteoranlarının da yükseldiği günümüzde eklem ve bel ağrılarınabağlı şikayetler de artıyor. İSTANBUL (İGFA)- Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Arman Öztürk, uzayan ortalama yaşam süresi, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarınınbel hastalıklarına davetiye çıkardığını söyledi. Omurganın vücudun temel taşıyıcısıolduğunu ve artan yaşla birlikte kas - iskelet yapısınınbozulmaya başladığını belirten Uzm. Dr. Arman Öztürk, herbel ağrısının fıtık nedeniyle olmadığını bu konuda uzman hekimin doğru tedaviyi uygulaması gerektiğini söyledi. TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI Bel ağrısı tedavisinin kişiye özelplanlanması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Öztürk, “Belağrısı uzun süredir var olan ve tıp insanlarının da üzerinde durduğu önemli konulardan biri olduğuna dikkati çekerek, "Eğer hastada bel ağrısı ve hafifkalça ağrısı varsa, ağrı bacağa ve dizin altına doğruyayılmıyorsa, kuvvet kaybı ve ciddi uyuşma yoksa ya da idrar,büyük abdest tutamama gibi belirtiler yoksa bel fıtığı olma ihtimali de düşük oluyor. Bu belirtilerin olmadığı belağrılarının neredeyse yüzde 90'ı fıtık ilişkisiz olarak belirlenmiş. Hatta kişinin MR'ında fıtık çıksa bile bu ağrınınfıtık ilişkisiz olduğu gösterilmiş. Çünkü her fıtığın derecesi aynı olmuyor, vücut zaman içinde kendisini onarabiliyor. Fıtık aslında omurga yaşlanmasının doğal bir eşlikçisiolarak görülüyor” diye konuştu. AŞIRI KİLO VE HAREKETSİZ YAŞAM RİSKİ ARTIRIYOR Bel ağrısında muayene hasta hikayesi ve şikayetlerinin yol gösterici olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Arman Öztürk, “Hastanın MR sonucuna göre fıtık olmadığınakarar verdiğimizde eğer aşırı kilo varsa hastanın kilo vermesi için yönlendirdiklerini belirterek, "Verilen her kilo bel üzerindeki baskınında azalmasını sağlıyor. Hastamızın günlük yaşam aktivitelerini düzenliyoruz. Bunlar, araba kullanırken cüzdanı cebine bir cebine koyup asimetrik oturuşlar yapmamak. Masa veya bilgisayar başında çok çalışıyorsa kambur ya da kaykılarak oturuşlar yapmamak. Ağır sırt çantaları ya da tek kola takılan asimetrik yükleri mümkün olduğunca hayatından uzaklaştırmak" olarak sıraladı. Cerrahi müdahalenin en son çare olarak uygulandığını dile getiren Uzm. Dr. Öztürk, “ Eğer hastanın bacağında kuvvet kaybı veciddi uyuşma varsa ya da idrar, büyük abdest tutamama gibi belirtiler bulunuyorsa hızlıca cerrahi müdahaleye yönlendiriyoruz. Tabi bel ağrısı için önerdiğimiz günlük yaşam aktivitelerinin düzenlenmesi ve obeziteden uzak durulması gibikonular burada da geçerli oluyor. Her hastanın durumu farklılık gösterdiği için tanı ve tedavinin de mutlaka uzman hekimlergözetiminde yürütülmesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.

Türkiye’de her 10 yetişkinden 7’si risk altında Haber

Türkiye’de her 10 yetişkinden 7’si risk altında

Obezitenin sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ dokusu birikimi ile karakterize kronik bir hastalık olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, tanıda en sık kullanılan ölçütlerin Beden Kitle İndeksi (BKİ), bel çevresi ve vücut yağ oranı olduğunu söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Dünya Sağlık Örgütü (WHO), obeziteyi ‘sağlık riskini artıran anormal/aşırı yağ birikimi' olarak tanımlar.” OBEZİTE DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ARTIYOR Obezitenin Türkiye'de ve dünyada artış eğilimi devam ettiğini; konunun yalnızca ‘kilo' değil, sağlık sistemi ve toplum sağlığı açısından büyüyen bir risk olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, “World Obesity Atlas 2025 Türkiye verilerine göre 2025'te yetişkinlerin yüzde 36'sı obez. Aynı veriler, yüksek BKİ (BMI ≥25) ile yaşayan yetişkin oranının 2025'te yüzde 71 olacağını söylüyor. Yani Türkiye'de her 10 yetişkinden yaklaşık yedisi fazla kilolu/obez aralığında. 2030'a geldiğimizde yüksek BKİ ile yaşayan yetişkin sayısının 47,44 milyona ulaşılacağı öngörülüyor. Bu, yükün büyümeye devam edeceğini anlatıyor” diyor. GÜNLÜK ALIŞKANLIKLAR OBEZİTE RİSKİNİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR Günlük yaşam alışkanlıklarının obezite gelişiminde belirleyici rol oynadığını söyleyen DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, “Obezite gelişimi, enerji alımı ve enerji harcaması dengesinin uzun süre alım yönünde bozulmasıyla hızlanır. Hareketsizlik ve düşük günlük adım sayısı toplam enerji harcamasını düşürür ve insülin direnci eğilimini artırır. Ekran süresinin artması hem sedanter süreyi artırır hem de atıştırma ve reklam tetiklenmesi ile enerji alımını yükseltebilir. Uyku düzensizliği, iştahı düzenleyici hormonları etkiler ve sağlıklı seçim yapmayı zorlaştırarak enerji alımının artmasına neden olabilir. Ultra işlenmiş gıdalar ve sıvı kaloriler ise doyma sinyalinin zayıf olması nedeniyle porsiyon kontrolünü zorlaştırır” şeklinde konuşuyor. KİMLER DAHA YÜKSEK RİSK ALTINDA? Obezite tedavisinde ilaçların belirli kriterlere göre gündeme geldiğini ifade eden Yaşar, “İlaç tedavisi yaşam tarzı müdahalesine rağmen hedefe ulaşılamadığında ve BKİ’nin 30’un üzerinde olduğu durumlarda değerlendirilir. Süreçte diyetisyen ve hekim birlikte çalışmalıdır” dedi. Yaşar, küçük ama etkili değişikliklerin önemine dikkat çekerek günlük adım hedefi belirlemenin, ana öğünlerde protein tüketmenin, tabağın yarısını sebze ile doldurmanın ve direnç egzersizlerini alışkanlık haline getirmenin obeziteyle mücadelede etkili olduğunu vurguladı. ÇOCUKLUK ÇAĞI OBEZİTESİ VE AİLELERİN ROLÜ Çocukluk çağı obezitesine de dikkat çeken Diyetisyen Canberk Yaşar, artışın temel nedenlerini ekran süresi, hareket azalması, yüksek kalorili gıdalar ve uyku düzensizliği olarak açıklıyor. Ailelerin evde şekerli içecekleri rutin olmaktan çıkarması, ara öğün standardı oluşturması, günlük hareket kuralı koyması ve ekran süresi için net sınırlar belirlemesi gerektiğini belirterek, “Çocuğu kilo ile değil performans, enerji ve uyku çıktıları üzerinden motive etmek daha etkili olur” şeklinde konuşuyor. OBEZİTE TEDAVİSİNDE İLAÇLARIN YERİ Obezite tedavisinde ilaçların belirli kriterlere göre gündeme geldiğini ifade eden Yaşar, “İlaç tedavisi yaşam tarzı müdahalesine rağmen hedefe ulaşılamadığında ve BKİ’nin 30’un üzerinde olduğu durumlarda değerlendirilir. Süreçte diyetisyen ve hekim birlikte çalışmalıdır” dedi. Yaşar, küçük ama etkili değişikliklerin önemine dikkat çekerek günlük adım hedefi belirlemenin, ana öğünlerde protein tüketmenin, tabağın yarısını sebze ile doldurmanın ve direnç egzersizlerini alışkanlık haline getirmenin obeziteyle mücadelede etkili olduğunu vurguladı.

İstanbul Beylikdüzü'nde kalp ve damar sağlığı farkındalığı Haber

İstanbul Beylikdüzü'nde kalp ve damar sağlığı farkındalığı

İstanbul'da Beylikdüzü Belediyesi, Halk Sağlığı Günleri kapsamında “Ritmini Koru: Kalp Sağlığı Farkındalık Semineri” düzenledi. İSTANBUL (İGFA) - Halk Sağlığı Günleri’nde ilçe halkını bir araya getirmeye devam eden Beylikdüzü Belediyesi, “Ritmini Koru: Kalp Sağlığı Farkındalık Semineri” düzenledi. Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen seminerde, Dr. Öğr. Üyesi Emrah Özdemir kalp ve damar sağlığının korunması, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve erken teşhisin önemi hakkında paylaşımlarda bulundu. Dr. Özdemir, kalp sağlığına dair merak edilen soruları da yanıtladı. Kalp denildiğinde akla hep kalp krizinin geldiğini fakat kapak hastalıkları, ritim bozuklukları, kalp kası hastalıklarının da ciddi kayıplara yol açtığını ifade eden Dr. Özdemir, risk faktörlerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Özdemir, “Sigara, hareketsizlik, kolesterol yüksekliği, stres, uyku problemleri, kirli havaya maruz kalmak, hipertansiyon gibi risk faktörleri olanlarda kalp ve damar hastalıkları daha fazla görülüyor. Ağrı, sıkışma, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı terleme, önceki yaptığı eforu yapamaz hale gelme gibi durumlar ben geliyorum diyen bir kalp hastalığının belirtisi olabilir. Bu semptomlar olduğu zaman hiç beklemeden bir kalp doktoruna gitmeniz gerekiyor. Tansiyon, şeker, kolesterol gibi risk faktörleriniz varsa yaştan bağımsız her sene kalp doktoruna gitmeniz lazım. Gençseniz, bir şikayetiniz yoksa en azından 40 yaşından sonra yılda bir kez doktora gidin. Her şeyden önce hasta olmadan bizlere gelmenizi istiyoruz. Çünkü kalp dokusu hasarlandığı, kalp büyüdüğü veya tansiyona bağlı bir kalp kası kalınlaştığı zaman geri dönmeyebiliyor. Kalp hastalıklarında da erken teşhis ve koruyucu tedbir çok önemli” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.