Hava Durumu

#Pancar Deposu

Haberler Güncel Haber Gündem Haberler | habergüncel.com.tr - Pancar Deposu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pancar Deposu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Nilüfer’de dev festival için geri sayım başladı Haber

Bursa Nilüfer’de dev festival için geri sayım başladı

Bursa Nilüfer Belediyesi’nin 5-7 Haziran tarihleri arasında düzenleyeceği 2. Nilüfer Karadeniz Festivali’nde bölgenin zengin kültürü Bursalılara sunulacak. BURSA (İGFA) - Bursa Nilüfer Belediyesi, Karadeniz kültürünü Bursa’da yaşatmak ve geniş kitlelere tanıtmak amacıyla düzenlediği 2. Nilüfer Karadeniz Festivali için hazırlıklarını hızlandırdı. Festivalin içeriğini zenginleştirmek amacıyla Pancar Deposu’nda istişare toplantısı yapıldı. Programa bölgeyi temsil eden federasyon, vakıf ve dernek temsilcileri gelerek, görüşlerini paylaştı. Toplantıda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, dayanışmanın önemine dikkat çekerek, katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti. Festivalin sadece bir eğlence değil, bir birliktelik sembolü olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Burada biriz ve birlikteyiz. Rizeli, Artvinli, Zonguldaklı, Samsunlu olmamız fark etmeksizin; bu etkinliği Karadeniz kültürünü en iyi şekilde sunma ve dayanışma platformu olarak görmeliyiz. Bir ekip ruhuyla hareket ederek, festivalimizi çok daha kapsamlı bir hale getireceğiz” diye konuştu. ZENGİN PROGRAM 5-7 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek festivalde; yerel lezzetler, halk oyunları, yarışmalar, alışveriş stantları, çocuklara özel oyun alanı yer alacak. Programda Karadeniz müziğinin sevilen isimleri de sahne alacak. Festival kapsamında Resul Dindar, Yayla Trio, Borçka Belediyesi Kadınlar Korosu, Aysel Yakupoğlu, Marsis ve Samida müzikseverlerle buluşacak. Yapılan toplantılar sonrası programa sürpriz isim ve etkinlikler de eklenecek.

İznik Gölü’nün sular altındaki tarihi Nilüfer'de konuşuldu Haber

İznik Gölü’nün sular altındaki tarihi Nilüfer'de konuşuldu

Bursa'da Nilüfer Belediyesi tarafından Pancar Deposu’nda düzenlenen Arkeoloji Gündemi buluşmalarının bu ayki konuğu Prof. Dr. Mustafa Şahin oldu. Şahin, İznik Gölü’nün suları altında bulunan bazilikanın Hristiyanlık tarihi ve kent turizmi açısından önemini katılımcılarla paylaştı. BURSA (İGFA) - Nilüfer Belediyesi’nin tarih ve arkeoloji meraklılarını bir araya getirdiği Pancar Deposu’ndaki Arkeoloji Gündemi söyleşileri devam ediyor. Bu ayki buluşmada Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, 2014 yılında bir hava fotoğrafıyla tesadüfen keşfedilen İznik Gölü’ndeki tarihi bazilikayı ve kentin tarihsel katmanlarını anlattı. Etkinlikte, su altındaki yapının Hristiyanlık dünyası için bir dönüm noktası sayılan Birinci İznik Konsili ile olan bağı güncel veriler eşliğinde ele alındı. Sunumuna İznik’in antik kökenlerinden ve Roma dönemindeki neokros ile metropolis unvanlarından bahsederek başlayan Şahin, kıyıdan 50 metre açıkta ve iki metre derinlikte yer alan bazilikanın mimari geçmişine dair detaylı bilgiler verdi. 2016 yılında başlayan su altı kazılarının sonuçlarını aktaran Şahin, M.S. 368’deki depremle yıkılan bu küçük kilisenin M.S. 380 civarında günümüze ulaşan ikinci evresiyle yeniden inşa edildiğini saptadıklarını belirtti. Şahin, 1065 yılında yaşanan büyük depremle birlikte yapının tamamen göle gömüldüğünü sözlerine ekledi. Keşfin Hristiyanlık dünyası açısından taşıdığı tarihi değere dikkat çeken Şahin, yapının M.S. 325 yılında toplanan 1. Konsil’in gerçekleştiği yer olma ihtimali hakkında açıklamalarda bulundu. Şahin, buranın toplantıya katılan 318 piskoposun anısına inşa edilen “Kutsal Pederler Kilisesi” olabileceğini söyledi. İznik’in küresel ölçekte bir turizm destinasyonu olarak büyük bir potansiyel taşıdığını belirten Prof. Dr. Mustafa Şahin, bu su altı keşfinin kenti özellikle inanç turizmi açısından benzersiz bir noktaya taşıdığını ifade etti.

Bursa Nilüfer’de toplumsal rollerin sahnelenişi konuşuldu Haber

Bursa Nilüfer’de toplumsal rollerin sahnelenişi konuşuldu

Nilüfer Belediyesi'nin "Nasıl Yapmışlar?" söyleşi serisinin ikinci etkinliğinde Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Erving Goffman'ın günlük yaşamda benliğin sunumu teorisini dinleyicilere aktardı. Söyleşide, insanların toplumsal yaşamdaki rolleri ve yüz yüze etkileşimlerde benliklerini nasıl oluşturdukları ele alındı. BURSA (İGFA) - Nilüfer Belediyesi'nin düzenlediği "Nasıl Yapmışlar?" söyleşisi, ikinci buluşması ile sürdü. Pancar Deposu'nda gerçekleştirilen etkinlikte Doç. Dr. Levent Ünsaldı, sosyoloji alanının önemli figürlerinden Erving Goffman’ın etkileşim düzeni kuramı üzerine detaylar sundu. Söyleşide, Goffman'ın "gündelik yaşamda benliğin sunumu" teorisi çerçevesinde bireylerin toplumdaki rolleri değerlendirildi. Doç. Dr. Ünsaldı, insanların günlük yaşamda birer "aktör" gibi rol aldıklarını, bu rolleri "sahne önünde" nasıl sunduklarını ve "sahne arkasında" nasıl yeniden şekillendirdiklerini izah etti. Goffman'ın teorisi ekseninde, benliğin özellikle yüz yüze ilişkilerde ve etkileşim anlarında nasıl şekillendiğine dair bilgiler sunan Doç. Dr. Levent Ünsaldı, katılımcıların merak ettikleri soruları da yanıtladı. Önde gelen sosyal bilimcilerin eserlerini inceleyen "Nasıl Yapmışlar?" söyleşi serisinin bir sonraki oturumunda, Howard S. Becker'ın çalışmaları, toplumsal eylemleri ve sanat alanındaki yaklaşımları ele alınacak.

Bursa Nilüfer’de ‘Arkeoloji Gündemi’ başladı Haber

Bursa Nilüfer’de ‘Arkeoloji Gündemi’ başladı

Bursa'da Nilüfer Belediyesi, tarih ve arkeoloji meraklılarını bir araya getirdiği “Arkeoloji Gündemi”nde Prof. Dr. Murat Türkteki’yi ağırladı. Erken Tunç Çağı ile ilgili bilgi veren Türkteki, Küllüoba Höyüğü’nde yaptıkları kazı çalışmalarından bahsetti. BURSA (İGFA) - Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü ve Arkeologlar Derneği Bursa Şubesi iş birliğiyle düzenlenen “Arkeoloji Gündemi” söyleşi serisi Pancar Deposu’nda başladı. Programın ilk konuğu Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkteki, “Mayalanan Hayat, Mayalanan Toplum: Küllüoba Verileri Üzerinden Batı Anadolu Erken Tunç Çağı’na Bakış” başlıklı sunum gerçekleştirdi. Bu tür etkinliklerin arkeologlar için çok önemli ve anlamlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Türkteki, bu sayede hem kendi çalışmalarının bir sonucunun alındığını, hem de eğitici bir programın gerçekleştirildiğini söyledi. Etkinlikle toplumla bağ kurulabildiğine de dikkat çeken Türkteki, emeği geçenlere teşekkür etti. Küllüoba kazı çalışmalarının 1996 yılında Prof. Dr. Turan Efe tarafından başlatıldığını hatırlatan Türkteki, kendisinin 2001 yılından itibaren kazılarda yer aldığını ve 2019’dan itibaren de kazı başkanı olarak görevi devraldığını söyledi. Küllüoba Höyük’ün, Erken Tunç Çağı’nın tamamını temsil ettiğini söyleyen Türkteki, Höyük’ün, yaklaşık 7-8 hektarlık alana yayılmış olduğunu, ova seviyesinden yüksekliğinin de 10 metreyi bulan yayvan, orta büyüklükte bir yer olarak tanımladı. Erken Tunç Çağı’nın temel özelliklerine de değinen Prof. Dr. Türkteki, bu dönemin en belirleyici unsurunun tarımsal bir yaşam tarzı ve kırsal üretim olduğunu söyledi. Tarımsal üretimi hızlandıran önemli bir keşfin sabanın kullanılması olduğunu aktaran Türkteki, bu dönemde dokumacılık ve metalurjinin öne çıktığını kaydetti. MİMARİSİ VE GÖMME PRATİĞİ Küllüoba’daki yapılardan da bahseden Türkteki, duvarları 3 metre yüksekliğe kadar korunmuş evler tespit edildiğini kaydetti. Türkteki, “Bu yapılar, birbirine bitişik, ortak duvarlı ve dikdörtgen planlı inşa edilmişti. En dikkat çekici durum ise bu yapıların yıkılmayıp, içlerine kırmızı toprak yığılarak tamamen gömülmüş olmasıydı. Gömme işlemi sırasında evin kapısı taşlarla örülmüş ve kapının boşluğunda oğlak kemikleri tespit edilmiştir. Bu bulgular, kurban eyleminin burada gerçekleştiğini göstermektedir” diye konuştu. En çarpıcı keşiflerinden birisinin geçtiğimiz sene ortaya çıkarılan Küllüoba ekmeği olduğunu söyleyen Türkteki, “Bir evin arka odasında, eşiğin hemen yanında, yakılmış bir halde bulunan ekmek, bütün halde karbonlaşmış olarak ele geçti ve nadir bir bulgu niteliği taşıyor. Yapılan analizler, ekmeğin yakılmadan önce gerçekten pişirildiğini gösterdi. Kesitine bakıldığında, ekmeğin ana bileşeninin gergin buğday olduğu ve az miktarda da olsa mercimek içerdiği anlaşıldı. Ekmeğin pişirildikten sonra koparıldığı, yakıldığı ve sonrasında kırmızı toprakla eşiğe gömüldüğü tespit edildi” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.