Hava Durumu

#Risk Faktörleri

Haberler Güncel Haber Gündem Haberler | habergüncel.com.tr - Risk Faktörleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk Faktörleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Down sendromu hakkında bilinmesi gerekenler Haber

Down sendromu hakkında bilinmesi gerekenler

Prof. Dr. Zeynep Arıkan, Down sendromunun genetik bir farklılık olduğunu, erken tanının ve doğru eğitim ile destekleyici müdahalelerin yaşam kalitesini artırdığını vurguladı. İSTANBUL (İGFA) - Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Çocuk Alerjisi ve Çocuk İmmünolojisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Arıkan, Down sendromunun en sık görülen genetik farklılık olduğunu belirterek, bu durumun normalde 46 olması gereken kromozom sayısının 47’ye çıkmasıyla oluştuğunu açıkladı. Fazladan 21’inci kromozomun varlığının vücudun ve beynin gelişimini etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Arıkan, “Down sendromu anne ya da babanın yaptığı bir şeyden kaynaklanmaz; tamamen rastgele oluşan genetik bir olaydır. En önemli risk faktörü ise ileri anne yaşıdır” dedi. Her 800 doğumda bir görülen Down sendromu, Türkiye’de yılda yaklaşık bin 500 bebeği etkiliyor. Prof. Dr. Arıkan, gebelikte uygulanan tarama testleri ve kesin tanı testleriyle erken teşhisin mümkün olduğunu söyledi. “Erken tanı, ailelerin bilinçli karar alabilmesini ve doğumdan hemen sonra uygulanacak erken müdahale programlarına başlanmasını sağlar” dedi. Down sendromunun tamamen ortadan kaldıran bir tedavi olmadığını belirten Arıkan, ancak kapsamlı destek ve müdahale ile bireylerin sağlıklı ve bağımsız yaşam sürdürebileceğini ifade etti. İleri anne yaşı, ailede daha önce Down sendromlu bir çocuğun varlığı ve translokasyon tipleri en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Prof. Dr. Arıkan, Down sendromlu bireylerin fiziksel ve gelişimsel farklılıklarının kişiden kişiye değiştiğini belirtti. Kaslarda gevşeklik, basık yüz ve burun yapısı, yukarı eğimli gözler, kısa parmaklar ve ensede fazla deri gibi doğumda görülebilen özelliklerin yanı sıra, dil gelişimi, motor beceriler ve sosyal uyumda da farklılıklar yaşanabileceğini vurguladı. Sağlık takibinin kritik öneme sahip olduğunu söyleyen Arıkan, kalp hastalıkları, görme ve işitme sorunları, hormonal problemler, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve bağışıklık sorunlarının daha sık görülebileceğini belirtti. Düzenli kontroller ve erken müdahale ile bu sorunların yönetilebileceğini ifade etti. Eğitim sürecinin doğumdan itibaren başlaması gerektiğini söyleyen Arıkan, “Erken müdahale programları, Down sendromlu çocukların potansiyellerini en üst düzeye çıkarır. Kaynaştırma ve bütünleştirme eğitimi sosyal ve akademik gelişim açısından son derece önemlidir” dedi. Toplumda Down sendromuna dair yanlış inanışların bulunduğunu belirten Arıkan, “Down sendromlu bireyler doğru eğitim ve destekle öğrenebilir, meslek sahibi olabilir ve topluma katılabilirler. Yaşam süresi de tıptaki gelişmeler sayesinde ortalama 60 yılın üzerine çıktı” dedi. Prof. Dr. Arıkan, doğru bilgilendirme ve kapsayıcı bir yaklaşımın, Down sendromlu bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmada kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor Haber

Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor

Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, özellikle 50 yaş üstü bireylerin kolon kanseri taramalarını geciktirmemesi gerektiğini vurguladı. Kolonoskopi ile erken teşhisin yaşam şansını ciddi şekilde artırdığı belirtildi. ANKARA (İGFA) - Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, kolon kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek, sessiz ilerleyen bu hastalıkta belirtileri beklemenin hayati risk oluşturduğunu söyledi. Polat, özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerin tarama programlarına vakit kaybetmeden katılması gerektiğini vurguladı. Polat, kolon kanserinin yıllar içinde geliştiğini belirterek, küçük bağırsak poliplerinin kontrol edilmediğinde kansere dönüşebileceğini belirterek, "Dışkıda kan, uzun süren kabızlık ya da ishal, açıklanamayan kilo kaybı, demir eksikliği anemisi ve geçmeyen karın ağrısı gibi belirtiler ortaya çıktığında hastalık genellikle ilerlemiş demektir. Bu nedenle belirtileri beklemek yerine tarama yaptırmak hayati önem taşıyor.” diye konuştu. Kolon kanseri riskinin 50 yaş sonrasında belirgin şekilde arttığını ifade eden Polat, ailesinde kolon kanseri öyküsü olan bireylerin daha erken yaşta taramaya başlaması gerektiğini belirtti. Risk faktörleri arasında hareketsiz yaşam, işlenmiş ve kırmızı et ağırlıklı beslenme, obezite, tütün ve alkol kullanımı gibi etkenler öne çıktığını ifade eden Polat, “İşlem sırasında saptanan poliplerin çıkarılması, kanser gelişimini büyük ölçüde engelliyor. Erken evrede yakalanan vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksek. Tarama bir tercih değil, sorumluluktur.” dedi. Türkiye’de kolorektal kanser, en sık görülen ilk beş kanser türü arasında yer alıyor ve vakaların yaklaşık yüzde 85’i 50 yaş ve üzeri bireylerde görüldüğünü vurgulayan Polat, 50–70 yaş arası hedef nüfusta tarama katılım oranının bölgesel farklılıklarla birlikte yüzde 25–40 aralığında olduğunu ve bu oranın yetersiz kaldığını söyledi. Polat, toplumsal sorumluluk vurgusu yaparak, “50 yaş ve üzerindeki bireyler, herhangi bir belirtiyi beklemeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak kolonoskopi talebinde bulunmalı. Kanserle mücadelede korku değil, bilinç yol gösterici olmalıdır. Erken tanı hayat kurtarır.” diye konuştu.

Sinir sıkışmaları ihmal edilirse kalıcı hasara yol açabiliyor Haber

Sinir sıkışmaları ihmal edilirse kalıcı hasara yol açabiliyor

Günlük hayatta basit uyuşma, ağrı veya keçeleşme ile kendini gösteren sinir sıkışmaları, tedavi edilmediğinde kas erimesi ve kalıcı güç kaybına neden olabiliyor. Özellikle 40-60 yaş aralığındaki kadınlar, kuaförler, bilgisayar operatörleri, bankacılar ve ev kadınları gibi ellerini yoğun kullanan gruplarda daha sık görülüyor. İSTANBUL (İGFA) - Sinir sıkışmalarının vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabildiğini vurgulayan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, "El bileğinde median sinirin sıkışmasıyla oluşan Karpal Tünel Sendromu en sık karşılaştığımız tablodur. Bunun yanı sıra dirsek bölgesindeki ulnar sinir ve diz yan kısmındaki peronel sinir sıkışmaları da toplumda oldukça yaygın görülüyor. Hasta şikayetleri etkilenen sinire göre değişkenlik gösterebilir. Şikayetler genellikle uyuşukluk, ağrı, keçeleşme ile başlar. İlerlediğinde güçsüzlük ve kaslarda erime meydana gelebilir” dedi. Sinir sıkışmasında diyabet, tiroit hastalıkları, romatizma, menopoz, obezite ve hamileliğin temel risk faktörleri arasında yer aldığını paylaşan Prof. Dr. Selçuk Göçmen; cisimlerin şiddetli şekilde tutulması, bileğin aşırı bükülmesi, yanlış yatış/oturuş pozisyonları ve ani kilo kayıplarının da sorunu tetikleyebileceğini hatırlattı. GÜÇ KAYBI VARSA AMELİYAT ŞART! Hafif ve orta düzey vakalarda ilaç, istirahat ve fizik tedavi gibi yöntemlerin uygulandığını vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Eğer hastalar istirahat, rehabilitasyon veya diğer tedavilerle iyileşmezse ve tetkiklerde ağır düzeyde sinir sıkışıklığı saptanmışsa cerrahi tedavi yapılması uygun olabilir. Yaklaşık 30 dakika süren ve genellikle lokal anesteziyle yapılan operasyonlarda, sinir üzerindeki baskı açık veya endoskopik yani kameralı yöntemlerle kaldırılır. Hastalar aynı gün taburcu edilerek sosyal yaşamlarına hızla dönebilir” dedi. SİNİRLERİ KORUMANIN 7 YOLU Duruş ve oturuş pozisyonlarına dikkat edin. Klavye/fare kullanırken bileklerinizi uzun süre bükülü tutmayın. Dirseklerinizi sert zemine dayamayın. Ev işlerinde sık sık mola verin. Ellerinizle ağır yük taşımaktan kaçının. Düzenli germe ve esneme egzersizleri yapın. Diyabet, guatr ve romatizma kontrollerinizi aksatmayın.

İstanbul Beylikdüzü'nde kalp ve damar sağlığı farkındalığı Haber

İstanbul Beylikdüzü'nde kalp ve damar sağlığı farkındalığı

İstanbul'da Beylikdüzü Belediyesi, Halk Sağlığı Günleri kapsamında “Ritmini Koru: Kalp Sağlığı Farkındalık Semineri” düzenledi. İSTANBUL (İGFA) - Halk Sağlığı Günleri’nde ilçe halkını bir araya getirmeye devam eden Beylikdüzü Belediyesi, “Ritmini Koru: Kalp Sağlığı Farkındalık Semineri” düzenledi. Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen seminerde, Dr. Öğr. Üyesi Emrah Özdemir kalp ve damar sağlığının korunması, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve erken teşhisin önemi hakkında paylaşımlarda bulundu. Dr. Özdemir, kalp sağlığına dair merak edilen soruları da yanıtladı. Kalp denildiğinde akla hep kalp krizinin geldiğini fakat kapak hastalıkları, ritim bozuklukları, kalp kası hastalıklarının da ciddi kayıplara yol açtığını ifade eden Dr. Özdemir, risk faktörlerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Özdemir, “Sigara, hareketsizlik, kolesterol yüksekliği, stres, uyku problemleri, kirli havaya maruz kalmak, hipertansiyon gibi risk faktörleri olanlarda kalp ve damar hastalıkları daha fazla görülüyor. Ağrı, sıkışma, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı terleme, önceki yaptığı eforu yapamaz hale gelme gibi durumlar ben geliyorum diyen bir kalp hastalığının belirtisi olabilir. Bu semptomlar olduğu zaman hiç beklemeden bir kalp doktoruna gitmeniz gerekiyor. Tansiyon, şeker, kolesterol gibi risk faktörleriniz varsa yaştan bağımsız her sene kalp doktoruna gitmeniz lazım. Gençseniz, bir şikayetiniz yoksa en azından 40 yaşından sonra yılda bir kez doktora gidin. Her şeyden önce hasta olmadan bizlere gelmenizi istiyoruz. Çünkü kalp dokusu hasarlandığı, kalp büyüdüğü veya tansiyona bağlı bir kalp kası kalınlaştığı zaman geri dönmeyebiliyor. Kalp hastalıklarında da erken teşhis ve koruyucu tedbir çok önemli” ifadelerini kullandı.

İzmir Bornova'dan meme kanseri farkındalığı Haber

İzmir Bornova'dan meme kanseri farkındalığı

İzmir'de Bornova Belediyesi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında bir panel düzenledi. Erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen panelde, uzman hekimler kadınlara kendi kendine muayene, tarama ve risk faktörleri konularında önemli bilgiler aktardı. İZMİR (İGFA) - Bornova Belediyesi, Özel Ata Sağlık Hastanesi ile ortaklaşa düzenlediği “Meme Kanseri Farkındalık Paneli”, Altındağ Atatürk Kültür Merkezi Yıldız Kenter Sahnesi’nde gerçekleştirildi. Panelde Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Utku Tanoğlu ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökben Yüksel konuşmacı olarak yer aldı. CHP Kadın Kolları MYK Üyesi Rahşan Nazlıoğlu da panele katılarak Bornova Belediyesi’nin farkındalık çalışmasına destek verdi. ERKEN TEŞHİS VE GENETİK RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT Op. Dr. Utku Tanoğlu, meme kanserinin her geçen yıl arttığını söyleyerek erken tanının hayat kurtardığına dikkat çekti. “Her 8 kadından biri meme kanseri oluyor. Eskiden bu oran 8-10 arasındaydı ancak son 10 yılda arttı, çünkü kansorejen ürünler de arttı. Erken yakalanması durumunda tedavisi çok kolay oluyor. Meme kanserinden değil, geç tanıdan korkalım” dedi. Tanoğlu, genetik faktörlerin önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: “Ailesinde 40 yaş civarında meme kanseri olanlar ihmal etmesin. Adeti erken başlayanlar, geç menopoza girenler ve hormonlu ürün tüketenlerde risk artar. Yılda bir cerrahi kontrole gidilmeli, 40 yaşından sonra mamografi mutlaka çekilmeli. Ayrıca 20 yaşından itibaren ayda bir kendi kendine kontrol yapılması önemli.” Op. Dr. Gökben Yüksel ise özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınların sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşadığına dikkat çekti. “20 yaşından sonra adet gören her kadın kendi kontrolünü yapmalı” diyerek bu konuda bilgi verdi. Yüksel, hormon tedavilerinin tamamen sakınılması gereken uygulamalar olmadığını belirterek, “Hormon tedavilerinde doz ve süre çok önemli. Düşük doz, hastanın durumuna göre ve belirli bir sürede uygulanmalı” dedi. Ayrıca meme kanseri riskini artıran faktörlerden uzak durulması gerektiğini vurguladı: “Obeziteden, alkolden, yağlı gıdalardan ve gereksiz estetik operasyonlardan kaçının. Spor yapmak ve doğum yapmak riski azaltır. Ailede hastalık yok diye de rahat davranmayın, kontrolleri aksatmayın. 25-40 yaş arası kadınlara MR, sonrasında ise mamografi öneriyoruz.” Panelde katılımcılar, uzman hekimlere merak ettikleri konular hakkında sorular yöneltti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.