Hava Durumu

#Psikoterapi

Haberler Güncel Haber Gündem Haberler | habergüncel.com.tr - Psikoterapi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Psikoterapi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aşırı ekran kullanımı hafızayı ve dikkati tehdit ediyor Haber

Aşırı ekran kullanımı hafızayı ve dikkati tehdit ediyor

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, dijital cihazların kontrolsüz kullanımının zihinsel sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekerek “dijital demans” kavramına vurgu yaptı. Özcan, özellikle çocuk ve gençlerin risk altında olduğunu belirtti. İSTANBUL (İGFA) - Dijital demans; dijital teknolojilerin aşırı ve bilinçsiz kullanımı sonucunda ortaya çıkan, unutkanlık, dikkat dağınıklığı, çoklu görev yapma ve bilişsel işlevlerde zayıflama gibi demans benzeri belirtilerle kendini gösteren bir tablo olarak tanımlanıyor. Yapılan araştırmalar, uzun süreli ekran maruziyetinin bilişsel bozukluk gelişme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan’a göre dijital demans, özellikle akıllı telefonlar ve tabletlerle yoğun vakit geçiren bireylerde görülüyor. Bu kişiler zamanla: unutkanlık, odaklanma güçlüğü, çoklu görev yapamama, yeni bilgileri akılda tutmakta zorlanma gibi belirtiler yaşamaya başlıyor. Bu belirtiler, erken dönem demans semptomlarıyla büyük benzerlik gösteriyor. Özcan, çocuk ve ergenlerin, gelişim çağında olmaları nedeniyle dijital demans açısından en riskli gruplar arasında yer aldığını vurguluyor. Aşırı ekran kullanımı, kısa süreli hafızayı olumsuz etkileyerek unutkanlığa yol açabiliyor. Uzun süre ekrana maruz kalmak, dikkat sürelerini kısaltırken, görev odaklı çalışmayı da zorlaştırıyor. Psikolog Özcan, dijital cihazların bilgiyi hızlı ve zahmetsiz şekilde sunmasının, bireylerin problem çözme ve eleştirel düşünme gibi derin bilişsel süreçlere yeterince dahil olmamasına neden olabildiğini belirtiyor. EKRAN SÜRESİ BEYNİ NASIL ETKİLİYOR? Özcan, aşırı ekran kullanımının kısa süreli hafızayı olumsuz etkilediğini, dikkat süresini kısalttığını ve problem çözme ile eleştirel düşünme becerilerini zayıflattığını belirtti. Bu durum yaratıcılığı azaltırken, görev odaklı çalışmayı da zorlaştırıyor. RUHSAL DEĞİŞİMLER VE UYKU BOZUKLUKLARINA NEDEN OLUYOR Dijital cihazlarla uzun süreli temasın duygusal dengeyi de bozduğunu ifade eden Özcan, “Ruh hali dalgalanmaları, sinirlilik ve artan stres düzeyi dijital demansa eşlik ediyor. Ayrıca ekranlardan yayılan mavi ışık, melatonin salgısını baskılayarak uyku kalitesini düşürüyor” dedi. DİJİTAL DEMANS’DAN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ? Özcan, dijital demansa karşı en temel önlemin dijital detoks olduğunu vurguladı. Günlük ekran süresinin sınırlandırılması, cihazların uyku alanı dışında tutulması ve belirli kullanım saatleri oluşturulması öneriliyor. Ayrıca kitap okumak, bulmaca çözmek, yeni beceriler öğrenmek gibi zihni aktif tutan faaliyetler hafızayı güçlendiriyor. Özcan, ekran süresini kontrol etmekte zorlanan bireylerin bunun önemli bir uyarı işareti olduğunu belirterek, psikoterapi desteğinin sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Çağın illeti anksiyete ve kaygı hastalık mı? Haber

Çağın illeti anksiyete ve kaygı hastalık mı?

Teknolojinin gelişimi ve dijitalleşmeyle birlikte psikolojik sorunların görünümü de değişim gösteriyor. Tokat'ta kliniği bulunan Psikoterapist Uzman Dr. Gülşah Esin Dere, anksiyetenin hem normal bir duygu hem de müdahale gerektiren bir bozukluk şeklinde karşımıza çıkabileceğini aktardı. TOKAT (İGFA) - Psikoterapist Uzman Dr. Gülşah Esin Dere, son dönemde en sık karşılaşılan psikolojik sorunlardan biri olan anksiyete bozukluğu hakkında değerlendirmelerde bulundu. Dere, anksiyetenin bireyin yaşam konforunu olumsuz yönde etkileyebileceğini belirterek, bu sorunun korku, endişe ve huzursuzluk gibi duyguların ani ve yoğun bir biçimde ortaya çıkmasına neden olabileceğini dile getirdi. ANKSİYETE FİZİKSEL BELİRTİLERLE DE ORTAYA ÇIKABİLİR Dr. Dere, anksiyetenin yalnızca zihinsel değil, aynı zamanda fiziksel belirtilerle de ortaya çıkabileceğine dikkat çekti. Gerginlik hissi, yoğun endişe ve kan basıncı artışı gibi belirtilerin sıklıkla gözlendiğini vurgulayan Dere, bazı durumlarda anksiyetenin normal bir duygu olarak kabul edilebileceğini ifade etti. BAZI DURUMLARDA ODAKLANMAYA YARDIMCI OLABİLİR Anksiyetenin sürekli olumsuz algılanmaması gerektiğini belirten Dere, bu duygunun zaman zaman kişiye enerji sağlayarak odaklanma yeteneğini artırabileceğini ve stresle başa çıkmayı kolaylaştırabileceğini söyledi. Ancak, bu konuda sınırların iyi çizilmesi gerektiğine vurgu yapıldı. PSİKOTERAPİ VE DESTEKLEYİCİ YÖNTEMLER ÖNE ÇIKIYOR Tedavi sürecine dair görüşlerini paylaşan Dr. Dere, psikoterapinin önemli bir rol oynadığını belirtti. Konuşma terapisi ve ilaç tedavisine ek olarak yoga, egzersiz ve meditasyon gibi yöntemlerin de tedavi sürecine katkıda bulunabileceğini ifade eden Dere, anksiyetenin kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Bu süreçte psikoterapistin rolünün etkin olduğu belirtildi. DİJİTAL DÜNYANIN KAYGI ÜZERİNDEKİ ETKİSİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Tokat’ta çalışan Dr. Gülşah Esin Dere, dijitalleşen dünyada dijital yaşamın anksiyete üzerindeki olumsuz etkilerine de dikkat çekti. Sürekli uyarana maruz kalmanın kaygı seviyelerini artırabileceğini belirten Dere, ileri yaşlarda daha ciddi sorunlarla karşılaşmamak için genç yaşlarda psikoterapi desteği almanın kalıcı çözümler sunduğunu ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.