Yapay Bakış | ABD-İran Gerilimi: Savaşın Seyri ve Sonrası
Yazının Giriş Tarihi: 27.02.2026 02:13
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.02.2026 02:14
Ortadoğu, tarih boyunca güç rekabetlerinin en kırılgan sahalarından biri oldu. Bugün ise küresel sistemin en kritik gerilim başlıklarından biri, ABD ile İran arasındaki çatışma ihtimali. Bu ihtimal yalnızca iki ülke arasındaki askeri hesaplaşmayı değil; enerji piyasalarından bölgesel ittifaklara, küresel güç dengesinden iç siyasete kadar geniş bir etki alanını beraberinde getiriyor.
Savaşın Seyri: Doğrudan Çatışmadan Hibrit Savaşa
Olası bir ABD-İran savaşının klasik anlamda “topyekûn kara savaşı” şeklinde başlaması düşük ihtimal olarak görülüyor. Daha muhtemel senaryo; hava saldırıları, siber operasyonlar, vekil güçler ve sınırlı deniz çatışmalarının iç içe geçtiği hibrit bir savaş modeli.
ABD’nin askeri kapasitesi, teknoloji ve hava üstünlüğü açısından belirleyici. Buna karşılık İran’ın avantajı; asimetrik savaş kabiliyeti, bölgedeki milis ağları ve özellikle kritik deniz geçişleri üzerindeki etkisi. Bu nedenle savaşın ilk aşaması hızlı olabilir ancak sonuç kısmı uzun ve yıpratıcı olur.
En kritik kırılma noktası ise Basra Körfezi ve enerji hatlarıdır. Bu bölgede yaşanacak bir gerilim, savaşın coğrafyasını genişletme riskini barındırır.
Bölgesel Yayılma Riski
ABD-İran çatışması hiçbir zaman iki ülke ile sınırlı kalmaz. Bölgedeki vekil aktörler devreye girer, İsrail faktörü belirleyici olur ve Körfez ülkeleri pozisyon almak zorunda kalır.
Bu durum savaşın “çok cepheli düşük yoğunluklu uzun savaş” modeline dönüşmesine yol açabilir. Tarihsel örnekler, bu tip savaşların askeri sonuçtan çok siyasi sonuç ürettiğini gösteriyor.
Ekonomi Cephesi: Petrol Şoku ve Küresel Dalga
Savaşın en hızlı etkisi enerji piyasasında görülür. Petrol fiyatlarında sert yükseliş, tedarik zincirlerinde kırılma ve küresel enflasyon baskısı beklenir.
ABD için bu durum yönetilebilir olsa da Avrupa ve gelişmekte olan ekonomiler açısından risk büyüktür. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler ise doğrudan etkilenir.
Bu nedenle savaşın ekonomik cephesi, askeri cepheden daha uzun süre hissedilir.
İran’ın Stratejisi: Kaybetmeden Direnmek
İran’ın temel askeri doktrini “kazanmaktan çok kaybetmemek” üzerine kurulu. Uzun süreli direniş, maliyet artırma ve siyasi baskı üretme stratejisi öne çıkar.
Bu yaklaşım savaşın hızlı bir rejim değişikliği ile sonuçlanma ihtimalini zayıflatır. Aksine, çatışma süresi uzadıkça uluslararası diplomasi devreye girer.
ABD’nin Hedefi: Sınırlı Sonuç
ABD açısından en rasyonel hedef; İran’ın askeri kapasitesini sınırlamak, caydırıcılık üretmek ve bölgesel dengeyi yeniden kurmaktır. Tam ölçekli işgal senaryosu hem maliyet hem siyasi risk nedeniyle düşük ihtimaldir.
Bu nedenle olası savaşın “stratejik mesaj” üretme amacı taşıması daha olasıdır.
Savaş Sonrası Senaryolar1. Kontrollü Ateşkes ve Yeni Denge
En olası senaryo, sınırlı çatışma sonrası diplomatik süreçtir. Bu durumda bölgesel güç dengesi yeniden tanımlanır ve İran daha kontrollü bir aktör haline getirilmeye çalışılır.
2. Uzun Süreli Soğuk Çatışma
Savaşın net kazananı olmaz ve düşük yoğunluklu gerilim yıllarca sürer. Bu senaryo Ortadoğu’da kronik istikrarsızlığı derinleştirir.
3. Rejim Baskısı ve İç Dönüşüm
Ekonomik ve askeri baskı İran içinde siyasi değişim tartışmalarını hızlandırabilir. Ancak bunun kısa vadede gerçekleşmesi zordur.
4. Yeni İttifak Haritası
Savaş sonrası en önemli sonuç, ittifakların yeniden şekillenmesi olur. Çin ve Rusya’nın pozisyonu bu aşamada belirleyicidir.
Sonuç: Kazananın Olmadığı Savaş
ABD-İran savaşı, klasik anlamda “kazanan” üretmeyen çatışmalar kategorisine girer. Askeri olarak güçlü olanın avantajı olsa da siyasi ve ekonomik maliyet dengeleri sonucu belirsiz hale getirir.
Gerçek belirleyici olan, savaşın kendisi değil; savaşın süresi ve sonrasındaki diplomatik mimaridir.
Ortadoğu’da her savaş yeni bir düzen kurmaz. Çoğu zaman yalnızca belirsizliği yeniden üretir.
Bu nedenle ABD-İran gerilimi için en kritik soru şu:
Savaş çıkacak mı değil, savaş çıkarsa ne kadar sürecek ve kim yönetebilecek?
Yapay Bakış açısından bakıldığında; risk yüksek, kontrol zor, sonuç ise her zamankinden daha politik görünüyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yapay Bakış
Yapay Bakış | ABD-İran Gerilimi: Savaşın Seyri ve Sonrası
Ortadoğu, tarih boyunca güç rekabetlerinin en kırılgan sahalarından biri oldu. Bugün ise küresel sistemin en kritik gerilim başlıklarından biri, ABD ile İran arasındaki çatışma ihtimali. Bu ihtimal yalnızca iki ülke arasındaki askeri hesaplaşmayı değil; enerji piyasalarından bölgesel ittifaklara, küresel güç dengesinden iç siyasete kadar geniş bir etki alanını beraberinde getiriyor.
Savaşın Seyri: Doğrudan Çatışmadan Hibrit Savaşa
Olası bir ABD-İran savaşının klasik anlamda “topyekûn kara savaşı” şeklinde başlaması düşük ihtimal olarak görülüyor. Daha muhtemel senaryo; hava saldırıları, siber operasyonlar, vekil güçler ve sınırlı deniz çatışmalarının iç içe geçtiği hibrit bir savaş modeli.
ABD’nin askeri kapasitesi, teknoloji ve hava üstünlüğü açısından belirleyici. Buna karşılık İran’ın avantajı; asimetrik savaş kabiliyeti, bölgedeki milis ağları ve özellikle kritik deniz geçişleri üzerindeki etkisi. Bu nedenle savaşın ilk aşaması hızlı olabilir ancak sonuç kısmı uzun ve yıpratıcı olur.
En kritik kırılma noktası ise Basra Körfezi ve enerji hatlarıdır. Bu bölgede yaşanacak bir gerilim, savaşın coğrafyasını genişletme riskini barındırır.
Bölgesel Yayılma Riski
ABD-İran çatışması hiçbir zaman iki ülke ile sınırlı kalmaz. Bölgedeki vekil aktörler devreye girer, İsrail faktörü belirleyici olur ve Körfez ülkeleri pozisyon almak zorunda kalır.
Bu durum savaşın “çok cepheli düşük yoğunluklu uzun savaş” modeline dönüşmesine yol açabilir. Tarihsel örnekler, bu tip savaşların askeri sonuçtan çok siyasi sonuç ürettiğini gösteriyor.
Ekonomi Cephesi: Petrol Şoku ve Küresel Dalga
Savaşın en hızlı etkisi enerji piyasasında görülür. Petrol fiyatlarında sert yükseliş, tedarik zincirlerinde kırılma ve küresel enflasyon baskısı beklenir.
ABD için bu durum yönetilebilir olsa da Avrupa ve gelişmekte olan ekonomiler açısından risk büyüktür. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler ise doğrudan etkilenir.
Bu nedenle savaşın ekonomik cephesi, askeri cepheden daha uzun süre hissedilir.
İran’ın Stratejisi: Kaybetmeden Direnmek
İran’ın temel askeri doktrini “kazanmaktan çok kaybetmemek” üzerine kurulu. Uzun süreli direniş, maliyet artırma ve siyasi baskı üretme stratejisi öne çıkar.
Bu yaklaşım savaşın hızlı bir rejim değişikliği ile sonuçlanma ihtimalini zayıflatır. Aksine, çatışma süresi uzadıkça uluslararası diplomasi devreye girer.
ABD’nin Hedefi: Sınırlı Sonuç
ABD açısından en rasyonel hedef; İran’ın askeri kapasitesini sınırlamak, caydırıcılık üretmek ve bölgesel dengeyi yeniden kurmaktır. Tam ölçekli işgal senaryosu hem maliyet hem siyasi risk nedeniyle düşük ihtimaldir.
Bu nedenle olası savaşın “stratejik mesaj” üretme amacı taşıması daha olasıdır.
Savaş Sonrası Senaryolar1. Kontrollü Ateşkes ve Yeni Denge
En olası senaryo, sınırlı çatışma sonrası diplomatik süreçtir. Bu durumda bölgesel güç dengesi yeniden tanımlanır ve İran daha kontrollü bir aktör haline getirilmeye çalışılır.
2. Uzun Süreli Soğuk Çatışma
Savaşın net kazananı olmaz ve düşük yoğunluklu gerilim yıllarca sürer. Bu senaryo Ortadoğu’da kronik istikrarsızlığı derinleştirir.
3. Rejim Baskısı ve İç Dönüşüm
Ekonomik ve askeri baskı İran içinde siyasi değişim tartışmalarını hızlandırabilir. Ancak bunun kısa vadede gerçekleşmesi zordur.
4. Yeni İttifak Haritası
Savaş sonrası en önemli sonuç, ittifakların yeniden şekillenmesi olur. Çin ve Rusya’nın pozisyonu bu aşamada belirleyicidir.
Sonuç: Kazananın Olmadığı Savaş
ABD-İran savaşı, klasik anlamda “kazanan” üretmeyen çatışmalar kategorisine girer. Askeri olarak güçlü olanın avantajı olsa da siyasi ve ekonomik maliyet dengeleri sonucu belirsiz hale getirir.
Gerçek belirleyici olan, savaşın kendisi değil; savaşın süresi ve sonrasındaki diplomatik mimaridir.
Ortadoğu’da her savaş yeni bir düzen kurmaz. Çoğu zaman yalnızca belirsizliği yeniden üretir.
Bu nedenle ABD-İran gerilimi için en kritik soru şu:
Savaş çıkacak mı değil, savaş çıkarsa ne kadar sürecek ve kim yönetebilecek?
Yapay Bakış açısından bakıldığında; risk yüksek, kontrol zor, sonuç ise her zamankinden daha politik görünüyor.